20.01.2010

Erman-Şansal'ın Halefi Kim Olur?


Erman Toroğlu benim aklımda hep futbol programında "44 milyon kilosu, pastırmayı yersem tuvalete gidince de havamı atayım" diyebilen zat olarak kalacaktır. Toroğlu'nun LİG TV'den ayrılacağı yönünde dedikoduların ayyuka çıktı bu aralar. Ben kendisini seyretmekten imtina ile kaçınırdım. Söyledikleri şeyler açıkçası ipe sapa gelmez şeyler ve mesele komiklik ise daha komikleri zaten parasız kanallarda mevcut. (Bay Tahmin gibi...) Fakat buradaki asıl mesele Erman Toroğlu gibi aslında hiç bir şey söylemeyen birinin nasıl bu kadar uzun süre ekranlarda bilirkişi kalabilmesidir.



Toroğlu'nun asıl olayı herkesin izlediği ekranın içine kendi ekranını yani otoritesini koymasıdır. Toroğlu filtresi dediğim bu yöntem sayesinde, yıllar boyunca futbolumuzun bütün üst düzey maçları ve hakem performansları "Toroğlu Filtresi"nden geçmiş ve bize o halde sunulmuştur. Pek çok hakem, pazar akşamları çarmıha gerilmiş, pek çokları da o çarmıhtan yine Toroğlu sayesinde kurtulmuştur. Kendisi döneminde ne iyi hakem, ne de dünya çapında bir futbol otoritesi olduğu halde, Türkiyemizdeki "eskiye nur yağma" olayından fazlasıyla nasiplenmiş, vasat futbolculuğu, ortalamanın biraz üstünde hakemliği sonrasında TV ekranlarına "eski hakem" ve ötesinde tartışılmaz otorite olarak muhteşem bir giriş yapmıştır.


Toroğlu için aslında futbolla ilgili söyleyecek sözleri program başına yarım saati geçmez, onların çoğu da çok sevdiği slow-motion pozisyon yorumlamadır. Fakat spor programlarının formatı bütün pazar kapladığından, kalan vakitte ekürisi ve onaylama görevinden başka bir şey bilmeyen yancısı Şansal ile tabiri caizse geyik çevirmek zorundadırlar. Nitekim, Toroğlu'nu da fenomen yapan çevirdiği bu geyiklerdir. Hafif omzu düşük külhanbeyi tonunda yaptıkları bu geyikler ile programlarını yıllarca idare ettirdiler. Fakat TV dünyaasındaki hastalık onlara da bulaştı ve sonuçta eskidiler.


Toroğlu'nun gidişi bir devri kapatmayacaktır. Aksine TV, ondan daha genç ve daha agresif halefini çoktan aramaya koyulmuştur. Benim önerim, Tv8'de yayınlanan "Bay Tahmin"in süper ikilisi. Zamanında Şahan'ı da ortaya çıkaran Tv8, televizyon dünyasının altyapısı olma görevini anlaşılan başarıyla sürdürüyor. Aşağıda size, önce Toroğlu'ndan meşhur pastırma açıklamasını, ardında da Bay Tahmin'in "delikanlı olsalar onu oracıkta torpido gözüne sokarlar" temalı videosunu ardarda yayınlıyorum, karar sizin.



3 yorum:

Alper S. dedi ki...

Ben Erman Toroğlu & Şansal Büyüka ikilisini istemeyenlerdenim. Fakat bizim insanımızın yapısına baktığımız zaman genel anlamda polemik içeren, sert konuşan, birilerini yeren ve kötüleyen programları daha çok seviyoruz. Bu sebepten Erman Toroğlu & Şansal Büyüka gitse bile yine o tarzda yorumcularla çalışmayı tercih edecektir Digiturk..

Bir yorumcu, bu kadar teknolojik imkanlara rağmen halen pozisyon yorumlarını tuvalet kağıdıyla açıklıyorsa, kimse kusura bakmasın karşısındaki seyirciyi aptal yerine koyuyordur. O kadar övünülen, saha içi mikrofonlar, ofsayt kameraları, piero sistemi varken hakem kararlarının tartışmasını bir "insan"a bırakmak bana mantıklı gelmiyor. Zira bu teknoloji ile ekrana geldiğinde zaten insanlar görüyorlar, tartışılması bile yersiz. Hakem kararlarını, pozisyonun gol olup olmadığını, ofsaytları piero ile yakın kameralar ile ekrana getirsinler, yorumu seyirciye bıraksınlar. Zira biz gördüğümüz hakkında fikir edinemeyecek kadar aciz değiliz.

Ben maç sonrası futbol programlarında; futbolun güzel yanlarının, göze hoş gelen pozisyonların, atılan milimetrik pasların ve hayranlık duyulan gollerin tartışılmasını istiyorum. Fakat bizim kültürümüzde ve futbol anlayışımızda ne yazık ki saha içi şiddet, futbolcu kavgaları, hakem hataları daha çok yer ve dolayısıyla rating alıyor.

Eğer yeni bir ekip kurulacaksa, Bülent Timurlenk, Ersin Düzen, Mehmet Demirkol, Uğur Meleke gibi genç, futbolu yalnızca futbol olduğu için seven ve rating kaygısı gütmeyen insanlardan seçilmesini tercih ederim. Bu kişiler bir takım tutmuyorlar mı? Elbette tutuyorlar, hatta bazen kendi takımlarını destekleyen yazılar da yazıyorlar. Fakat ben bu tarz insanların, futbolu daha çok sevdirdiğine ve dolayısıyla ekranlarda daha çok yer bulmaları gerektiğine inanıyorum.

Volkan dedi ki...

@ Alper S,
Söylediklerine katılsam da, asıl problemin rating kaygısı olduğunu ne yazık gözden kaçıramıyoruz.

Bahsettiğin alternatif isimlerin çoğu blog dünyasında yazıları ile takip edilen kişiler. Fakat bu blog dünyasının kazandırdığı yazarların izlenme ve takip edilme oranı, Türkiye gibi interneti çok seven bir ülkede bile çok az. (Aylık yaklaşık 100bin kişi diyelim, detaylar için BlogİdmanYurdu'na başvurabilirsin, onların bu tarz çalışmaları mevcut)

Peki en çok takip edilen siteler kim? Fanatik, Fotomaç gibi siteler... Bu tarz haberlerin yapıldığı bir spor medyasının da yorumcuları ne yazık ki Erman Toroğlu kalibresinde olur. Medyada yer etmiş Uğur Meleke gibi kişiler de işte, bizler gibi hakkaten onları tutan küçük bir kesim sayesinde koltuklarını koruyabilirler.

hasan dedi ki...

Neden olmasın ki? Eminimki bir Ugur meleke Erman toroglunun yaptıgı etkiden çok daha fazla etki yapar. Maclardan sonra yada mac esnasında Ugur melekenin yada Mehmet Demirkol'un daha yerinde tespitler yapacagını düşünüyorum. Lig tv o kadar yatırım yapmisken Ugur melekeyi p.tesileri lig radyo yerine Pazar akşamları lig TV'de değerlendirmeli. Lige yatırım yaptılar birazda kendilerine yatırım yapmaları gerekli. Ama ne olursa olsun Erman ada karsı değilim.
Pazar akşamlarına Ugur Meleke Rıdvan Dilmen Mehmet demirkol olsa sunucu da Murat Kosova olsa keske...