30.04.2009

Büyüklük mü yoksa Hantallık mı?

"Tesis yapınca çağdaş olunacağını sanmak ile, çöle gökdelen, denize ada yapınca dünya şehri olacağını sanan Dubai mantığı arasında çok da fark yok. İkisi de görünür olana yatırım yapmak istiyor, görünür olsun, görkemli olsun ki namımız yürüsün. Bilimsel tavra, iktisadi yapılanmaya geçit yok, çünkü onların reklamı hemen yapılamaz. "

Ligin tepesindeki üç takım da "büyük" değil. Sivas'ın zaten böyle bir iddiası olmadı. Trabzon görünüşe göre artık "büyükler"den sayılmıyor. Beşiktaş da nedense "büyük" sayılmayınca bazı "büyük" klüb taraftarlarının hoşuna gidiyor. Farkında mısınız, büyük takımlarımız azalıyor, ve biz ligde kaliteden bahsediyoruz. Belki de büyüklük değil artık onlarınki hantallık, değişen şartlara cevap veremiyorlar. Tesis yapınca çağdaş olunacağını sanmak ile, çöle gökdelen, denize ada yapınca dünya şehri olacağını sana Dubai mantığı arasında çok da fark yok. İkisi de görünür olana yatırım yapmak istiyor, görünür olsun, görkemli olsun ki namımız yürüsün. Bilimsel tavra, iktisadi yapılanmaya geçit yok, çünkü onların reklamı hemen yapılamaz.


Türkiye liginin 2 büyük ekibi yavaş yavaş ligin 2 büyük uruna dönüşüyor. Büyümelerini kontrol edemiyorlar, hakimiyetlerini yitirmiş durumdalar. Farkındaysanız, Fenerbahçe yönetimi yıllardır tek adamlıkla devam ediyor, Fenerbahçe kalmadı artık sadece Aziz Yıldırım ve ona biat edenler var. Galatasaray'da zaten kuruluş yapısından kaynaklanan liselilik durumu var, sırf bir okuldan mezun oldukları için Türkiye'nin her yerinde taraftarı, derneği, organizasyonu olan bir klüp üzerinde tahakküm haklarının olduğunu düşünüyorlar. Dünyadaki bütün klüpler yapılarını kökten değiştirirken bu iki klüp son 50 yıldır neredeyse aynı şekilde yönetiliyorlar. İsimlerin ve futbolcuların yaldızlı adları sizi aldatmasın, kazıyınca hepsinin altından mahallenizdeki esnafın hesap defteri çıkıyor.

"Türkiye liginin 2 büyük ekibi yavaş yavaş ligin 2 büyük uruna dönüşüyor. Büyümelerini kontrol edemiyorlar, hakimiyetlerini yitirmiş durumdalar."

Bu takımların ligdeki halleri aslında kısa vadeli bir süreç değildir. Anadolu klüpleri daha küçük olmanın getirdiği esneklikle çok daha cesur kararlar alabildiler, büyük camiaların sahip çıkmadığı kişilere de sahip çıkıp önlerini açtılar. Klüp yönetimlerinde hala onların da tek adamlık var, fakat bunun sebebi aslında alternatifsizlik, eminim ki bu klüpler camia olmayı becerdikçe bundan da sıyrılacaklar, hatta belki de Türkiyeye bazı yönetim modellerini bu klüpler getirecek. Eğer Serdar Bilgili başkanlığa devam etseydi, şu an büyük olasılıkla bir Beşiktaş Devrimi'nden bahseder olurduk. Demirören yönetimi döneminde bu konudan ciddi tavizler verildi, o yüzden de Türk futboluna liderlik etme rolü şu an ıskartaya çıktı. Talip çok gibi, fakat Sivas - Trabzon ikilisi de daha buna hazır değiller.

Türk futbolunda kalitesizlikten bahsedilecekse, o yüzden asıl suçluyu yukarda aramak gerekiyor. Dünyanın bütün profesyonel liglerinde durum aynıdır, büyük olarak tabir edilen takımlar futbolun kalitesini ve oynanma biçimini belirlerler. Sizce Türk teknik direktörler arasında tartışmasız en iyi futbolu oynatan Ersun Yanal'a niye bir takım bulamıyoruz hala? Başka bir ülkede olsa, Yanal 5 yıl aynı takımda kalabilir, sonra da futbol dahisi ilan edilir. Bizde ise, arkasına teneke takılıp gönderiliyor. Yanal olayı sadece Trabzon camiasının sorumluluğunda değildir, "büyükler"in de parmağı vardır. Çünkü onların doymak bilmeyen iştahlarına kurban giden daha çok takım ve teknik direktör olacaktır. Peki büyüklere sormak istiyorum, bunca yıl beslendiğiniz bu lige 100 küsür yıllık tarihinizde ne kattınız? Bir Uefa Kupası ve onun yanında bonus olarak gelen bir adet Süper Kupa. Peki bu muhteşem gelişmenin bir faydası oldu mu?

Soralım bakalım:
1-Kupayı kazanan takım ihya oldu...
Galatasarayın bitmeyen borçları o günlerden kalan tek yadigar oldu.
2-Çok kaliteli oyuncular ligimize gelmeye başladı...
Evet kaliteli oyuncular geldiler, fakat bu oyuncular geldiklerinde, ya çok yaşlıydılar, ya da Avrupa kariyerleri inişe geçmişti. İkisi de değilse, psikolojik problemleri vardı. Paralarını aldılar, oynarmış gibi yaptılar sonra da çekip gittiler.
3-Ligin kalitesi arttı, oynanan futbol güzelleşti...
Farkındaysanız, Premier Lig maçları bizim SüperDüper Lig'den daha çok seyrediliyor artık. Kalite mi dediniz duyamadım? Size o zaman son oynanan "dünyanın en büyük derbisini" hatırlatayım.
4- Avrupa'da takımlarımız başarıdan başarıya koştu.
Evet o kadar başarılı olduk ki, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki başarısını bile kupa kazanmadığı halde, UEFA kupasından daha büyük bir yere koymaya çalıştık. Tarih kazananları yazar dostlar, son dakkada kaybedenleri değil.

Sonuçta, 2000lerin başında yakalanan bu rüzgar da bitince, Türk Futbolu kendi başına kaldı. Kendi büyüklerimiz, kendi ligimiz ve bir türlü beğenilmeyen hakemlerimiz ile.

Fenerbahçe ve Galatasaray, büyükmüş... Tebrikler aynen devam, bırakın bizim gibi başka takımların camiaları sizlerin yanında küçük kalsın, böylesi çok daha güzel.

3 yorum:

Juoppo dedi ki...

Buyuklugu tanimlayan sey sanirim son 10 senedeki sampiyonluk istatistikleri. Fakat futbol olarak ozellikle Turkiye liglerinde ortada bir buyuk olmadigi asikar. Fenerbahce'nin gecen seneki basarisi kucumsenemez ama Aziz Yildirim'in

Juoppo dedi ki...

korktugu basina geldi ve bu basari sadece bir 'tesaduf' olarak kaldi.

eren dedi ki...

fb 89'dan 96'ya kadar hiç şampiyon olamadığında fb'nin bir daha toparlanamayacağı düşünüyordum. şu anda da son 13 seneye bakarsan bjknin 1 şampiyonluğu var. eminim aynı durum 73'ten 87'ye hiç şampiyon olamayan gs için geçerliydi.
juopponun ve senin yazında sonlarda belirttiğiniz gibi, hatta daha da genellersek, tabelada kazanan her zaman güçlü ve büyük gözükür.