9.08.2009

Bir Boca Rüyası


Linz sokaklarinda romantik bir gezi yaparken, ellerinde siyah-beyaz flamalariyla stada kosturan bir grup kendini bilir LASK taraftarini takip etmek; aylardir yesil saha gormemis bir futbolsever olarak ac kurt gibi futbol kokusunun pesinden gidip, yalnizca 3 tarafi tribunlerle kapli bir stada ulasmak; ve uzerine Juan Roman Riquelme’li, Martin Palermo’lu, Sebastian Battaglia’li Boca Juniors’i izleme sansini elde edebilmek icin, Determination, Anticipation ve Work Rate’imin 20, ayriyeten Decisions ve Positioning’imin en asagi 18 olmasi gerektigini dusunurdum (eh aslinda bu senaryo tam anlamiyla pek de aklimdan gecmemisti). Ancak hayat bu iste, Football Manager disinda ancak TV ekranlarindan gece 3’te izleyebildigim bir takimi 20 metre yakindan gormek bir fanteziden daha da ileri gidebiliyormus. (Ah bir de evsahibi takim mesela bir Kennedy Bakircioglu’lu Hammarby veya Peter Prospar’li Ansar olsaydi… Kardesim de git bir cay koy derler adama)

Acikcasi pek bir hazirliksiz yakalandigim, ve stada gec girdigim icin macta ne fotograf cekebilme sansim oldu, ne de Boca’li oyuncularin sirtinda isim yazmadigindan oturu 4-5 tanidik sima disinda tek tek takip edebildim. Ancak gozume takilan birkac noktayi aktarmam gerekirse…

1- Her ne kadar teknik beceri acisindan her zaman Top 5’e koyacagim bir usta olan Riquelme’nin Avrupa futbolunda bir neden bir Kaka ya da Messi gibi tutunamadigi, ciplak gozle izleyince daha rahat anlasiliyor. Toplu oyunda izlemesi ne kadar keyif verse, estetik calimlar atip, yerinde paslar verse de de genel resimde bir 80’ler 10 numarasindan ileri gidemiyor.

2 – Bir macta 3 penalti kacirma gibi bir rekora sahip olan baska bir usta ayak Palermo’nun ilerleyen yasina ragmen hala cok klas bir 9 numara olmasi... Haldun Ustunel, bir Arjantin cikarmasi ile Nonda’nin yerine Palermo’yu takima kazandirsa mesela nasil olurdu?

3- Klasik bir Guney Amerika futbolu oynayan Boca Juniors’un, hucumda oyuncularin teknik kapasitesiyle dogru orantili olarak guzel varyasyonlar yapmasina ragmen savunma anlaminda hic isirgan olamamasi, ve zayif rakibine bile pozisyonlar vermesi.

4- 2008’de yilin Paraguay’li futbolcusu secilen Claudio Morel Rodriguez’in, klasik bir wing-back olarak solbekte cok basarili bir oyun cikarmasi.

5 – Son olarak ise, genelde hic ilgimi cekmeyen bir lige sahip olan Avusturya’da taraftarlarin futbolla ne kadar ilgilendiklerini gormem acisindan da faydali bir deney oldu diyebilirim. Keza yaklasik 13-14 bin kisilik stada Boca Juniors’u izlemeye gelen LASK taraftar sayisi sadece 5500 idi. Taraftar kendisini Rapid Wien macina sakliyor sanirim.

Fotografta, man of the match olmayi basaran 21 yasindaki kaleci Michael Zaglmair’in Martin Palermo ile karsi karsiya kalip cikardigi inanilmaz bir top goruluyor. Kurtardigi onlarca pozisyona ragmen Battaglia’nin ilk yari sonundaki harika sutunu cikarmayi basaramadi ve mac 1-0 Boca lehine sonuclandi. Boylece koyu bir LASK taraftari olan kiz arkadasimin ’en asagi 7 yeriz’ kehanetini engellemis oldu bu hot prospect for the future kardesimiz.

10 katli pastanin icinden cikan surpriz dansoz, ya da birkac gunluk yasanip tozlu raflara kaldirilacak bir yaz aski yasamak gibiydi Boca 11’ini canli gormek. Ne diyelim artik, bir dahaki sefere hepimiz icin La Bombonera’ya olsun kismet.

2 yorum:

Volkan dedi ki...

"wing-beng" günlerimiz aklıma getirdi. şu an bu yorumu yazarken ağlıyorum biliyor musun...


riquelme türkiyeye gelse iş yapar mı acaba?

Mu dedi ki...

Lincoln'ün 1 devrede 13-14 asist yapıp 7-8 de gol attığı ülkede iyi iş çıkarır. Tabii bacağını kırmazlarsa veya medya, ayyaş ya da yaşlı yaftası yapıştırıp 3. haftadan itibaren yıldırma politikası izlemezse.

Zamanında FM'de aldığımda İtalya liginde bile sezonda 25-30 gol ortalaması ile oynuyordu.