12.01.2010

Fenerli Orhan Pamuk'tan Futbol Hikayeleri-1


Orhan Pamuk Türkiye'nin Avrupa Birliğine girebileceğinin sebeplerinden biri olarak Fenerbahçe'nin yıllardır Avrupa Şampiyonalarında başarıyla mücadele etmesini göstermiş. Eminim 90larda ve 2000lerin başında Avrupa'yı tekelinde bulunduran Galatasaraylıların hoşuna gitmeyecektir. Hatta Nobelli yazarın Türkiye'deki 'popülarite'sini de göz önünde bulundurursak, 'hayran mektupları'nın bir kaç katına çıkması kaçınılmaz. Avrupa'da kim daha başarılı oluyor sidik yarışına hiç girmeden, Pamuk'un Fenerbahçe ve futbol üzerine 2008'de Spiegelle yaptığı bir söyleşiden ufak bir bolumu görmeyenler için aşşağıya ekliyorum. İngilizce'den çeviri benimdir.

SPIEGEL: Taraftar mısınız?

Pamuk: Çocukluğumda öyleydim. Evimizde o zamanlar yaşananlar, günümüzde fanatizm olarak değerlendirilebilir. Bir amcam Galatasaraylıydı öbürü Beşiktaşlı, babam ve ailenin bizim tarafı ise Fenerbahçe'yi tutuyordu.

SPIEGEL:Babanız sizi maça götürüyor muydu?

Pamuk: Even aslında bayaa sık. Ama hatırladığım önemli anlar goller değıldi. Aklımda en çok yer eden görüntü başlangıç vuruşundan önce Fenerbahçeli oyuncuların fırtına gibi sahaya koşarak girmeleriydi. Sarı formalarından ötürü onlara Kanaryalar denirdi. Onlar sanki kanaryalar gibi bir delikten çıkıp sahaya uçuşuyorlardı. Bunu çok seviyordum. Şiir gibiydi.

SPIEGEL:Neden Fenerbahçe?

Pamuk:Bu bir din gibi. 'Neden'i yok. Şu an hala Fenerbahçenin 1959 kadrosunu baştan sona şiir gibi sayarım. Tabi, kendimi babamla özdeşleştirmemle ilgili olabilir. Biz hep protokolün yanındaki bölgede otururduk, ordakiler aynı Bertolt Brecht oyunundan çıkmış gibiydi. Maç boyunca puro içerler (o zamanlar için büyük bir zenginlik göstergesi) ve Boğaz tarafından gelen esinti yüzünden puronun dumanı hep gözümü yaşartırdı. Maç boyunca oyunculara hakaret ederlerdi, sanki kendi 'geri kafalı' işçilerine hakaret ettikleri gibi. Bunu korkunç buluyordum.

SPIEGEL:Neden? Sonuçta futbol stadyumunda hep böyle olmaz mı?

Pamuk: Onlar hayalkırıklıkları yüzünden hakaret etmiyorlardı. Benim gibi kahramanlarına tapan biri değillerdi çünkü. Maç boyunca bazen işten bahsederlerdi, ve benim kahramanlarımı gücendirdiklerini düşünürdüm.

SPIEGEL: Futbol kahramanlarına nasıl tapardın?

Pamuk:Sakızdan çıkan kartları biriktirirdim, hatta şu anda onları eBay'de satmaya çalışıyorum. Her pazartesi gazetede Fenerbahçe hakkında çıkan yazıları kesip saklardım. Aslında bütün çocukluğum gol anında topun çizgiyi geçip ağlarla kucaklaştığı ve zavallı kalecinin çizgi üzerinde kalakaldığı fotoğraflara bakmakla geçti.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Yazar cok tesekkurler...

Selamlar Burcu