25.04.2010

Acaba Çok Mu Samimi Olduk?

Mehmet Demirkol'un favori spor yazarlarımız arasında olmadığını blog'u takip edenler bilir. Burada kendisini pek çok kez eleştirdik, hatta kendisi üzerinden temsil ettiği spor yazarlığı akımına da karşı olduğumuzu belirttik. Hatta geçen günlerde, yine aynı konuda, fazla ağır olduğunu düşündüğüm bir post'u sonradan geri çektim. Biz bu kadar ince düşüncelerdeyken, başka bir sanal platformda birilerinin gerçek hayatta hiç tanımakları birine bu kadar bodoslama dalacağını bilemezdik tabii ki... 

Demirkol ile 17 yaşındaki bir Twitter'da yaşadığı garip diyalog konusunda taraf tutacak değilim. Sonrasında hiç takip etmediğim halde Demirkol'un twitter sayfasını buldum orada konuyla ilgili açıklamasını da okudum. Açıkçası, samimi bir dille olayı anlattığını düşündüm. Her meslek grubunun "tilt olduğu" durumlar vardır, avukatlara yalancı, doktorlara paragöz, gazetecilere de "x kişinin adamı" derseniz, sinirlerini kontrol edemeyebilirler, sonuçta onlar da sabır makinesi değiller, hele bir de kafaları bozuksa zılgıdı yemeniz kaçınılmazdır. Fakat burada benim dikkat çekmek istediğim husus, bir şekilde meslekleri ve konumları yüzünden tanınır hale gelenlerin, yeni kuşak sosyal "paylaşım" platformları yüzünden bizlerle fazlasıyla samimi olması. İsteyen eski kafalı diyebilir ama, birazcık tanıdığı birine bile   "siz" yerine "sen" derken acaba nezaketsizlik mi ediyorum diye düşünen bendeniz için, twitter, facebook, friendfeed gibi ortamlarda yapılan kişisel paylaşımlar fazla samimi ve manipülasyona açık geliyor. Herkesin önünde iş yapmak, herkesin önünde de hakaretin, suçlamanın binbir türünü yemeye fırsat bırakıyor. Bazıları buna "ne güzel işte, ünlüler de bizim gibi insanlar olduklarını farkediyor" açısından bakmak istese de, ünlü ünsüz farketmeden bana bu kadar samimiyet biraz fazla geliyor.


2 yorum:

eeyore dedi ki...

tweeter meselesi hakkındaki yorumlarınıza katılıyorum. bu gereksiz laubali platformlar hepimizin başının belası sanırım. mehmet demirkol'un eleştirdiğim yanları yok değil ancak ortalama spor yazarlarına göre vasatın üzerinde buluyorum kendisini. şunu söylemeliyim uğur meleke tarzı yorumculara ihtiyacımız var daha çok bizim. m.demirkol o tarz bir yorumcu değil kanımca. okumuş futbolu seven, konuşmayı bilen yorumcu kategorisinde. uğur meleke ise dünya futbolunu çok yakından takip eden-sözde değil-bir yorumcu. bu avantajlarını çok iyi kullanıyor. bir mesele hakkında yorum yapacaksa dünya futboluyla harika bir bağ kuruyor. bu da yorumlarının kaliteli olmasını sağlıyor haliyle

Volkan dedi ki...

sevgili eeyore,
yorumlarınıza katılıyorum, zaten demirkol ve ötesini eleştiyoruz derken bundan bahsetmiştik.
http://civilikrampon.blogspot.com/2010/04/surdurebilir-ahlakclk-yalanc-aklclk.html
bu linkteki yazım bu konudan biraz detaylı bahsediyor,
uğur melekeyi her hafta takip etmiyorum fakat gördüğüm kadarıyla istatistik ve taktik oyuna önem veren biri, ayrıca avrupa futbolu hakkında da geniş bir bilgisi olduğundan yorumlarını kıyaslama üzerinden (genelde avrupa futbolu) yapan birisi, zaten sırf bu özelliği ile çoğu yorumcudan ayrılıyor.