Alex Ferguson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alex Ferguson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.01.2010

Fletcher-Scholes-Carrick Orta Sahasının Büyüsü ya da Wenger'in Fletcher Korkusu


Manchester United yarın Emirates'e gidecek...Ferguson'a göre yarın akşam Manchester açısından sezonun en önemli maçı oynanacak.İki takımın da oynadıkları maç sayısı eşit,puanlarda ise Manchester'in 1 puan fazlası var.Bunun dışında,Manchester son lig maçında Hull'a 4 gol birden atarken,Arsenal Hull'dan çok daha iyi bir durumda olan Villa ile 0-0 berabere kaldı.

Bunlar maçın önemini anlatmak için verilmiş bilgiler.Bu bilgilerin ötesinde,yarın akşamki maçın rekabetini kızıştıran en önemli etken,araları zaten pek iyi olmayan iki hocanın maç öncesi demeçleriydi...Ferguson henüz hafta içi Manchester City'e karşı Rooney'nin arkasında Fletcher-Scholes-Carrick üçlüsünü kullanmış(ki üçünü birlikte kullanmak pek adeti değildir.) ve belki de tamamen bu hamlesi sayesinde turu United'a getirmişti.O gün,Scholes ve Carrick birer gol atmış Fletcher ise Carrick'in golünün hazırlayıcısı olmuştu...Zaten halihazırda,başlı başına bir tartışma konusu olabilecek potansiyele sahip oyuncular Carrick veya Fletcher(Scholes'u burada yaşı ve tecrübesi sebebiyle tartışmanın dışında bırakmayı doğru buluyorum).Fletcher'ın 16 yaşından beri United altyapısında olduğunu ve o günden beri Ferguson'un "prens"lerinden biri olduğunu biliyoruz.Aynı şekilde,Ferguson Carrick içinde göünü karartmış ve yanılmıyorsam onu getirebilmek için Tottenham'a 17 milyon pound gibi bir bedel ödemişti.Carrick geldiği günden beri sorgulanır,tartışılır oldu sürekli.Hatta,Türkiye'den bakacak olursak;Güntekin Onay'ın dahi Carrick hakkında,17 milyonluk bir adam olmadığı,yalnızca topu sağdan alıp-sola aktarmak gibi basit,işlevsiz işler yaptığı yönündeki yorumlarını çok net hatırlıyorum ki Güntekin Onay bildiğiniz gibi,bir pozitif futbol aşığıdır.Bu yüzden,bu tip oyuncuların Manchester United gibi büyük takımların bürünmesi gereken oyun anlayışına ters düştüğüne inanmaktadır.Ancak burada,daha önce de tartıştığım,"pozitif futbol","total futbol" gibi kavramların aslında neye işaret ettiğini iyi tahlil etmenin önemi ortaya çıkmaktadır.Yani,Carrick'in tüm oyun vizyonunu,oyunun akışını ters-düz eden "diagonal" paslarını,sakin ,güçlü oyun yapısını sırf Iniesta'nınki gibi yeteneklerle donanmadığı için kaldırıp çöpe atmak kuşkusuz ne total futbola ne de bizlere bir şey kazandırmayacaktır.Tam burada,asıl tartışmaya geçmeden önce,ne yazık ki ülkemizde "total veya pozitif" futbol kavramlarının gerekli altyapıdan yoksun olduğunu söylemek gerekir diye düşünüyorum.Türkiye sınırları içerisinde,total futbol,pozitif futbol kesinlikle bir masaldan,bir efsaneden öte bir şey değildir.Yoksa herkesin ağzında bu kadar şekil değiştiremezdi kuşkusuz...

Kendi ülkemizde süregelen bu saplantının ötesinde,total futbol ve onun ekseninde ortaya çıkan "anti-futbol" kavramının da tartışılır olduğunu gördük Arsene Wenger sayesinde.Wenger yarınki büyük maç öncesi "anti futbol" eleştirisini Manchester United üzerinden,Fletcher özelinde yapmış durumda.Ona göre Fletcher,rakibin pas trafiğini engellemeye yönelik,çirkin-kaba müdahelelerde bulunan ve oyunun kalitesi açısından büyük bir takoz görevi görmekte imiş.Bu noktada,Wenger'in kendi kadrosuna bakmadan,rakiplerinin mevcut olanaklarıyla ilgili tespit veya eleştirilerini Stoke City'nin taç atışlarına yönelik kışkırtıcı ve yıkıcı yorumlarıyla örneklendirebiliriz(Stoke City hakkındaki yorumunun üstünden çok geçmeden,Stoke karşısında taç atışından bir gol yediğini ve maçı 3-1 kaybettiğini belirtelim.).Yani,Wenger'in 15-16 yaşlarındaki safi yetenekleri,milyonlarca paralarla,çeşitli ülkelerden getirip oluşturduğu haksız rekabet yeri geldiğinde daha çok bir idealizm,taktiksel deha olarak adlandırılıyor ama 31 yaşındaki,teknik kapasitesi gayet sınırlı fakat uzun taç atışları atabilen bir oyuncuyu kırk yılın başıneda gelebilecek bir gol için sahada tutmak çaresizliği "anti futbol" olarak nitelendirilebiliyor.Wenger'in son yıllardaki yontulmamış,süzgeçten geçirilmemiş,karşısındakini provoke etmekten başka bir amaç taşımayan yorumları veya eleştirilerini yıllardır beklediği başarının bir türlü gelmemesinin verdiği strese bağlamak istiyorum yoksa durum çok daha vahimdir,pek yakında ikinci bir Mourinho'muz olacak demektir.

Wenger'in Fletcher hakkındaki "tespitleri" Ferguson'u kızdırmış olacak ki hemen Fletcher'ın meziyetlerini saymaya başlamış.Halbuki,sistemimin sürekli işler hale gelmesi için kullandığım bir figür dese çok daha makul olabilirdi.Çünkü Fletcher gibi bir oyuncunun,bir "anti-futbol" temsilcisi haline gelmesine izin vermek en baştan yanlıştır.Öncelikle Fabregas'ı tamamen ayrı bir yerde tutarak,Diaby'nin de gelişimini bu düzeyde devam ettireceğini düşünürsek,henüz Arsenal orta sahasında topa Fletcher kadar çabuk basabilen,başarılı müdaheleler yapabilen,topu saklayabilen,sanılanın aksine başarılı bir şekilde taşıyabilen ve nihayet hemen her pasında isabet elde edebilen bir oyuncu olmadığını görebiliriz.Eğer burada,sorun Fletcher'ın göze hoş gelen yeteneklerden yoksun olduğu konusu ise tartışma anlamsız bir hal alacaktır.Çünkü,Fabregas,Iniesta,Gerrard gibi isimlerin dışında,orta sahanın göbeğinde çok yetenekli futbolculara sahip olduğumuz veya olmamız gerektiği düşüncesi tam bir safsatadır.Wenger'in ısrarla uyguladığı,bol paslı,bol ataklı,tekniksel kapasite ile doğrudan bağlantılı oyun yapısını takdir ediyorum ancak Ferguson'un yıllarca uğraş verdiği ve nihayetinde bu sezon Ronaldo'nun da gidişiyle daha görünür bir hal alan,orta sahayı Scholes-Carrick-Fletcher gibi mental yönü kuvvetli isimlerle kontrol altına alma düşüncesine yönelik eleştirilerini anlamsız buluyorum.Sonuç olarak,Frguson ve Wenger'in orta sahada kontrolü ele almak için kullandıkları yöntemler farklıdır biri tekniği kullanarak oyunun hakimiyetini ele almak isterken,öteki mental özellikleri kuvvetli,güçlü futbolcularla oyunu kontrol altına almak istemektedir.

Yazıyı bitirirken ,ön liberoların ya da orta saha futbolcularının işe yaramaz,yetenek fakiri futbolcular olarak görülmelerine karşın Maradona'dan örnek vermek yararlı olacaktır diye düşünüyorum.Maradona küçükken en çok oynamak istediği mevkiinin libero mevkii olduğunu çünkü sahanın tümüne hakim olduğunuzu ve oyunu sizin yönlendirebildiğinizi söylemiş.Ancak zamanla kendisinin o mevkide oynayamayacak kadar teknik olduğunu ve bir anlamda da oyunu geriden kurma ve okuma konusunda eksik olduğunu farkettiğinden hücumda oynamaya başlamış.O zamanın liberosunun yükümlülüklerinin değişerek günümüz ön liberolarına geçtiğini düşünürsek,Fletcher,Carrick ve Scholes gibi isimlerin oyun içinde oynadığı rol çok daha açıkça ortaya çıkacaktır.Oyunu okuyabilme,yönetebilme,topu doğru yerlere aktarabilme meziyetleri ciddi bir vizyon gerektirir ve Ferguson bu vizyonda tam 3 oyuncuya sahiptir eğer bunları kullanmak bir "anti-futbol" aracıysa,rahatlıkla bir anti-futbolist olduğumu söyleyebilirim.

Devamı - Fletcher-Scholes-Carrick Orta Sahasının Büyüsü ya da Wenger'in Fletcher Korkusu

30.10.2009

Total Futbol Fetişizmi ve Alex Ferguson



Anlayan anlamayan herkes takımının "total futbol" oynamasını öngörüyor artık.Total futbol,günümüz sosyal-politik sihirli,laf edilemez ve bir o kadar da şeffaf kavramlarının futboldaki yansıması haline geldi adeta.Total futbola laf söylenilmez.Avrupa Birliği'nin "insan hakları" kapsamında bir türlü somutlaştıramadığı maddelere de...Birleşmiş Milletler dahi 1945'ten beri insan haklarının evrensel düzeyde sağlanabilmesi için tesis edilmiştir.Oysa 1945'ten sonra belki de daha önce olmadığı kadar insanlık ayıbı işlenmiştir.Uluslararası savaşlar yerini iç savaşlara,etnik çatışmalara bırakmıştır ve insan hakları deyim yerindeyse bir de BM tarafından tecavüze uğramıştır.Öyleyse,BM'in,AB'nin sorunlara çare olamadıklarını görüyoruz.Demek ki,total futbol da kendimizi her derde deva olacağına zorla inandırmak istediğimiz bir kavram,çözüm kisvesi altında sorunların çoğunun görmezden gelinmesini kolaylaştıran bir can simidi.

Öncelikle,total futbol tam olarak nedir?Hollandalıların başlattığı bir akım olduğu muhakkak.Fakat burada da bir sorun ortaya çıkıyor.Yani Marx'ın Marksist ya da Mustafa Kemal'in Kemalist olmadığını biliyoruz.Büyük ihtimalle Hollandalılar da total futbol aşığı değillerdi.Tamam ilk defa onlar futboldaki-özellikle orta alandaki- mevkii kavramını flulaştırarak bugün oynanan futbolun temelini attılar.Gene de,Cruyff olmasaydı,sistem bu kadar başarılı işlemeyebilirdi.Hollandalıların total futbol anlayışı üzerine daha fazla konuşulabilir tabii ki ama genel hatlarıyla topun sürekli oyunun içinde kalmasını,paslaşmayı,takım oyununu kutsayan ve taktiksel dizilişlere pek önem vermeyen bir sistem olduğunu söyleyebiliriz.Bu noktada total futbolu sorgulayabileceğimiz bir kaç önemli sorun ortaya çıkıyor.Birincisi,eğer sanıldığı üzere taktiksel dizilişlerin,oyuncunun saha içindeki yerinin pek bir önemi yoksa,Mustafa Denizli total futbol aşığı bir hoca olarak gösterilebilir.Çünkü saha içi dizilişlerinde Şampiyonlar Ligi'ni bile yanıltabiliyor.Kimin nerede oynadığı,tam olarak ne yaptığı belli olmuyor çoğu zaman.Hemen burada ikinci sorunun sorulması gerekiyor:Madem total futbol sistemi değil oyunu kutsuyor,o zaman son yıllarda total futbol fetişizmiyle birlikte ortaya çıkan 4-3-3 fetişizmine ne demeli?Günümüzde total futbol oynamanın tek yolu takımına 4-3-3 oynatmaktan geçiyor adeta.Hemen burada bir soruyla daha zihnimizi iyice bulandıralım:Alex Ferguson'un Manchester'ı total futbol mu oynuyor?Sorunun cevabı evetse,Ferguson'un -tüm dünyada bir bildirge yayımlanmışçasına-uygulamaya konulan 4-3-3 bağımlısı olmadığını aksine klasik diye tabir edebileceğimiz 4-4-2 sistemini benimsediğini fakat buna rağmen her an oyunun içinde kalabilen,deyim yerindeyse "birlikte gidip birlikte dönebilen" bir takım yapısına sahip olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmalıyız.Eğer yanıtınız hayırsa,Alex Ferguson'un total futbolist olmadığı halde,total futbolun öngördüğü kompakt bir yapıya sahip,sürekli oyunun içinde kalan,hız ve güce doğrudan bağlı,sağlı-sollu palaşmalara önem veren,kanat organizasyonları dahil çok alternatifli hücum organizasyonlarına sahip bir takım yaratmış olmasını nasıl yorumlayacağız?Üstelik bunu Rooney dışında bir dünya yıldızları olmadan yapıyorlar.Yani Ferguson bir bakış açısına göre total futbola bir ideoloji keskinliğinde bağlı olabilirken,bir diğer bakış açısına göre de çağa ayak uyduramamış bir "dinazor" gibi görülebiliyor.Mesele,total futbol dahil hiç bir kavramı tabulaştırmamakta.

Devamı - Total Futbol Fetişizmi ve Alex Ferguson

6.04.2009

Yine Ribery Yine Transfer


Galatasaraylılar hala kendisine kırgın mı bilmiyorum ama Ribery olaylı transferinin üzerine 3. bir transfer yapabilir. Anlaşılan Sir Alex Ferguson Ribery'i gelecek sezon Old Trafford'da görmek istiyor. "Scarface" Ribery, Türkiye Ligi'nden sonra Fransa ve Almanya'da da gayet iyi maçlar çıkarıyordu zaten. Her ne kadar bazılarının abarttığı kadar "2. Zidane" vakası olmasa da, Fransa'nın en ciddi eksiği olan orta saha forvet arası yaratıcı oyuncu bağlantısında önemli bir elemandı. Umarım Ribery, Manchester United olmasa bile Premier Lig'de bir takıma gider de kariyerinin zirvesini Adada yapar.
Devamı - Yine Ribery Yine Transfer