3.08.2009

Fenerbahçe 2 Beşiktaş 0: Bırak Skor Aldatsın



2009-10 sezonuyla hiç bir alakası olmasa da sporseverler sezonun bu ilk maçını heyecanla bekliyordu. Hem kupa hem de lig şampiyonu etiketli Beşiktaş'in taraftarları forumlarda ve bloglarda bu maçın oynanmasının doğa kanunlarına aykırı olduğunu savundular. Hatta bir Fenerbahçeli olarak Alex de Souza bile bu maçın gerekliliği konusunda çekincelerini dile getirmişti. Ama tabi Beşiktaş tarafındaki isteksizliğin bir sebebinin de Fenerbahçe karşısında alınacak muhtemel bir yenilginin tabiri caizse geçen seneki takımın fiyakasını bozacağı olduğunu unutmamak gerekir. Ve her ne kadar Beşiktaşlı arkadaşlarım kabul etmek istemeseler de gerçekten de böyle oldu.
Maça dönersek, yapılacak ilk önemli gözlem Beşiktaş ve Fenerbahçe'nın arasında oyuncu kalitesi ve takım uyumu açılarından önemli farkların olmadığıdir. Fakat daha detaya inmek gerekirse Fenerbahçe'nin bu kalemlerden ilkinde daha zengin, Beşiktaş'in ise ikincisinde daha etkin olduğunu söyleyebilirim.



Oyuncu kalitesi açısından farkı yaratan ismin Alex olduğunu söylemek sanırım kimsede şok etkisi yaratmayacaktir. Beşiktaş'ta o bölgede Nihat ve Yusuf gibi oyuncular olsa da (Delgado'yu saymıyorum artık), bu futbolcuların Alex'in uykulu futbol güzelliğine cevap vermeleri çok çok zor. Bir düşünsenize maç boyunca tek görevi Alex'i tutmak olan Fink Alex iki gol atmasına rağmen yorumcular tarafından başarılı bulunuyor!!

Takım uyumu konusunda ise Beşiktaş'in teknik direktör devamlılığı ve yerinde transferleri, bu takımı Fenerbahçe karşında daha verimli kılıyor. Özellikle hızlı ileri çıkışlarda Beşiktaşın pas ve kat edilen mesafe oranının düşüklüğü Fenerbahçe gibi yavaş savunma oyuncularına sahip takımların oldukça zorlanması anlamına gelecek. Fenerbahçe'nin savunmasının yeterli olmadığını artık milyonlarca kişi öğrendi. Eğer iki kişinin bildiği şey artık sır değil ise, Fenerbahçe'nin savunmasına bir taranfer gerekli olduğu da artık neredeyse bir ilahi hakikat haline geldi.



Bilica ve Önder vasatın üzerinde oyuncular fakat asla çok iyi değiller. Bekir hazırlık maçlarındaki hayal kırıklığından sonra kadroya ancak bir sakatlık sonunda dahil olabilir. İdeal senaryo, Lugano veya Edu'dan birinin takıma dahil olup en azından bu sene için defansın belli bir seviyeye gelmesi olurdu. Fakat artık yılan hikayesini geçip pembe diziye dönen Lugano'nun transfer belirsizliği ve Edu'nun sakatliği, sarı kanaryalıları başka alternatiflere de yönlendirebilir.



Orta saha Fenerbahçe'nın en kalabalik bölgesi. Mehmet Topuz'un takıma tam anlamıyla katılması ve sakat Özer'in de iyileşmesiyle bu bölgede uzun zamandır görülmeyen bir forma rekabeti yaşanacak. Kazım'dan ziyade Mehmet Topuz'un sağ kanatta oynaması takıma hem savunmada hem de hücumda oldukta katkı sağlayacaktir. Aynı şekilde Özer'in orta sahada hem Alex'in hem de Emre'nin mukemmel bir alternatifi olacağını düşünüyorum.



Yeni transferler Christian ve Dos Santos bu maçta göze batacak bir futbol sergileyemediler, fakat kötü de oynamadılar. Dos Santos ayağına her top aldığında ben Brezilyalıyım diye bağırıyor sanki. Fakat defansif özellikleri de gelişmiş olduğu için Vederson ile ileri geri sol kanadı iyi koordine ettiler. Ama Dos Santos oyunun ikinci yarısında maçtan iyice kopunca Daum da onu çıkarmak zorunda kaldı.

Christian'a gelirsek, kendisinin savunma becerisini bu maçta da yeterince gözlemleyemedik. Sağa, sola ve ileri topu iyi dağıtan bir orta saha oyuncusu. Fakat top çalma ve topa ayak koyma yetileri ne kadar gelişmiş çok emin değilim. Christian'in bu maçta en beğendiğim özelliği özellikle maçın son 15 dakikasında Beşiktaş ileri çıktığı zaman topla birlikte ileriye çok iyi katetmesi. Christian'in daha bu ikinci resmi maçında fiziksel açıdan çok hazır olduğu belli oluyor.



Forvette bu sene Güiza beklentileri karşılayacaak bir profil çiziyor. Bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsı ve kazanma isteği var, fakat fizik olarak daha tam hazır değil. Yine de Alex'e biri gol olan iki ölümcül pas verdi ve hiç yoktan bir çok pozisyon yarattı. Güiza bu performasıyla devam ederse Türkiye Ligi'nde 20 golü çok rahat geçecektir. Semih'in de iyileşmesiyle o bölgede çok fazla sorun olacağını zannetmiyorum.



İki takım arasında gerçekten oyun kalitesi açısından çok bir fark yoktu. Fakat sonuçta Fenerbahçe kazanmış oldu. Geçen senenin kupa yoksunu takımı, seneye iyi bir moralle başlamış oldu. Bu yüzden bırakın da skor aldatsın bi kerelik, küskün Fenerliler de stadlara dönsün!!
Not: Resimler icin NTVSpor'a tesekkurler

5 yorum:

Bolat dedi ki...

Alex'in yarattigi o bahsettiginiz farka dair dakika ve pozisyon olarak somut örnekler verebilir misiniz?

Buna karsin ben size en az üc tane pozisyon sayabilirim, Alex'in takimin cok tehlikeli kontra atagini kestigi, kücük bir sarjda yerde kapaklandigi ve mücadele etmedigi icin akinlarin Besiktas'a gecmesine neden olan vs.

Juoppo dedi ki...

Sevgili Bolat,
Yorumunda katildigim yerler var. Zaten ben de Alex'le ilgili uykulu futbol guzelligi derken bundan bahsediyorum. Mac boyunca yogun markaj altinda olan Alex elbette bos alan bulmakta zorlandi ve bir cok top kaybetti. Fakat boyle siki bir markaji hangi oyuncuya yapsaniz sonuc benzer olacaktir. Buna ragmen spor gazetecileri tarafindan da macin adami secilmis olan Alex'in (biri penaltidan da olsa) iki gol atmasi bence kalitesini gosteriyor. Teker teker pozisyon tartismak bence genel resmi kacirmamiza yol acabilir. Alex'in son 5 senedir yaptiklari kalitesini kanitlamak icin yeterince ornek ortaya cikarir zaten.
Tesekurler.

Adsız dedi ki...

iyi de, penalti olmasa Alex sifirda bitirecekti maçi...

Juoppo dedi ki...

Bu da bir bakis acisi. Ama bu bir mac yorumu olduguna gore varsayimlar yerine olanlar uzerinden yazmayi tercih ediyorum. Alex gol de atamayabilirdi ama iki tane atti bir tane de bombos kacirdi. Ayrica Besiktas'ta Alex'ten daha kaliteli ve verimli bir oyuncu var derseniz tartismaya acigim.
Tesekkurler.

Bolat dedi ki...

Alex ile ilgili gerek baska baska bloglarin burda oldugu gibi, gerekse de kendi blogumda yazdigim yorumlarda sürekli elestirel tutum takinmamdan kaynakli onu futbolcu saymadigim gibi bir fotograf cikmaya baslayabiliyor ortaya...

Bunu aciklamak isterim. Söylediginize katiliyorum, onun kalitesi tartisilmaz. Onun, bir "10" numra degil de, cok öldürücü bir "golcü" oldugu düsünürüm. O bakimdan da her zaman rakip takim icin ciddi bir tehlike olusturduguna eminim. Ama benim itirazim daha cok Alex'in cikarttildigi mertebenin artik tartisilmaz bir yermis gibi gösterilmesine. Fenerbahce israrla Alex merkezli bir takim kurmakta, Alex'in bu tehlikeli taraftalrindan istifade etmek adina takimin baska noktalarinda asimetrik yapilanmalar sekillenmekte... Mesela iste orta sahaya illaki bir tane cok iyi kesici gerekmekte vs. Alex'in hicbir varlik göstermedigi maclarda dahi kenara alinmiyor olmasi mesela...

Son bes yilda yaptiklari sizin de söylediginiz gibi onun kalitesi adina cok sey ifade etmektedir, evet. Ama bunun kaynaklarindan birisi de Fenerbahce'nin nerdeyse her seyi ile kendisini ona baglanmasindir. Hatirlarsiniz, Halil Üner'in calistirdigi zamanlarda Fenerbahce'de Ibrahim Kutluay sayi rekorlari üstüne rekorlar kirmaktaydi... Cünkü bütün hücum organizasyonun onun sirtinda sekilleniyordu. Alex'in durumu da biraz öyle aslinda...

Özetlemeye calisirsam,

Kalitesine, özellikle de golcülücügne ve zekasina hic itirazim olmayacak olan Alex'in Fenerbahce icindeki edindigi konumum hiyerarsik bir düzlem üzerinde tepelerde bir yerde olmasina itiraz etmekteyim. Bu hiyerarsinin kalktigi ve her oyuncunun bir digeriyle esit önem ve kalite arz ettigi bir takim hüviyetinin taraftariyim...