Guncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Guncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.10.2009

Beşiktaş'a Gaipten Sorular



Burada benim cevabını bulamadığım bazı sorular var, belki bu sorulara cevap bulabilirsek Beşiktaş'ın probleminin ne olduğunu da kestirebiliriz:

1 - Tello'nun problemi nedir? Kendisi yetenekli bir oyuncu olduğu kadar, küsmeye de elverişli bir oyuncu. Yönetimin, "sana verdiğimiz parayı beğenmiyorsan çekip git" ultimatomu acaba bunda etkili olmuş mudur?

2 - Bobo gitmek mi istiyor, yoksa kariyerini burada geliştirmek mi istiyor? Bobo'nun menejeri Figer olduğu sürece Beşiktaş'tan gitme ihtimali var mıdır?

3 - Nihat'ın bu takımdaki rolü ne olacak? Geçirdiği sakatlıklar ve yaşı, bu rolü üstlenmesine engel midir? Eğer engelse, Nihat'a nasıl bir başka rol verilebilir?

4 - Beşiktaş yönetiminin kaleci planlaması nedir? Kaleci mevkii, transfer ile hemen çözülecek bir pozisyon değilse, hem as, hem de yedek kalecinin formda tutulması gerekiyorsa, şu anki form durumuna göre, Beşiktaş'ın as kalecisi kimdir, yedek kalecisi kimdir?

5 - Sivok ve Holosko'nun yurtdışına satılma ihtimali var mıdır? Yoksa bu oyuncular, Beşiktaş dışında bu paraları kazanamayacaklarının farkında mıdır?

6 - Ersnt bu oyununu ne kadar sürdürebilir? Yoksa eninde sonunda takımdaki ruhsuzluktan etkilenip, o da koyverir mi? Ernst'in formsuzluğunda, onun yükünü takımda kimler üstlenebilir?

7 - Şampiyon olmuş takımın defans kurgusunu toptan değiştirmek caiz midir? Yeni defans ekibinin birbirini tanıması ne kadar sürer?

8 - Beşiktaş'ta sözleşmelerle belirlenen maaşların kriteri nedir? Yoksa tuttuğunu koparmak formülüne göre mi düzenlenmektedir?

9 - Takımın en çok para kazanan oyuncularından birinin takımdan kovulmaya çalışılması ama başarılamaması, diğerinin ise bu sezon gol atamaması, takımın içindeki para-emek dengelerini bozmaz mı?

10 - Tabata'nın takım içindeki rolü nedir?

11 - Yusuf'un takım içindeki rolü nedir?

12 - Yıldırım Demirören'in rolü nedir?

13 - Daha da önemlisi Levent Erdoğan'ın rolü nedir? Ya da herhangi bir rolü olmadığı için, garip demeçlerle rol mü çalmaktadır?

14 - Arsenal Highbury'den 80 milyon pound kazanırken, Real Madrid kendi "Fulya Projesi" olan Spor Şehri'nden kendine para artı mükemmel tesisler kazanırken, Beşiktaş Fulya Projesi'nden nasıl sadece 13 milyon dolar kazanmayı bilmiştir? Bu paranın, Antep'e verilen bonservis bedellerinden bile az olması, hiç bir şey değilse bile ilginç değil midir?

15 - Türkiye'nin en iyi kondisyonerine sahip Beşiktaş'ın, üst düzey maçlarda son dakikalarda oyundan düşmesinin sebebi nedir?

16 - Batuhan'a şımarıklığı yüzünden prim verilmezken, Beşiktaş da dahil olmak üzere 3 büyük klübün de yabancı oyuncularda her türlü şımarıklığa ve disiplinsizliğe göz yummasının arkasında bir kasıt var mıdır? Türkiye'de Batuhan özelliklerine sahip kaç genç forvet oyuncumuz vardır?

17 - Beşiktaş niye ısrarla Mustafa Denizli'nin yükünü hafifletecek bir "teknik direktör" almamak ısrar etmektedir? Denizli yaşı ve tecrübesi ile artık genel menejerlik ya da idari işler koordinasyonu yapabilecek konumdayken, onu takımın günlük işleriyle yorup, bıktırıp, istifa etmek noktasına getirmek nasıl bir stratejidir?

18 - Beşiktaş'ın şu anki kadrosunda kalbürüstü bir lige satabileceği kaç oyuncusu vardır? Yoksa niye yoktur? Varsa da -ki var olduğunu düşünüyorum- bu oyuncular niye yeterince forma şansı bulmamaktadır?

19 - Beşiktaş'ın şu anki kadrosunda A milli takımda banko oynayabilecek çapta kaç yerli oyuncusu vardır?

20 - Ali Kuçik, Rıdvan Şimşek gibi oyuncuları izleme şansı bulacak mıyız? Yoksa onları da bir sonraki transfer sezonunda x milyon + takas karşılığında kullanmak üzere mi saklıyorsunuz?

21 - Serdar Kurtuluş niye gitti? Bu takımda oynayamayacak kadar kötü bir sağ bek miydi? Onun yerine alınan Erhan, Serdar'dan daha mı iyi bir oyuncudur? Eğer öyleyse niye oynamamaktadır? Eğer daha iyi ise, niye İbrahim Kaş alınmıştır? İbrahim Kaş eğer stoper oynayacaksa Sivok ya da Toraman ne yapacaktır?

22 - Kendime forma almayı düşünüyorum, fakat formasını almaya değecek bir oyuncu ismi aklıma gelmiyor. Formanın arkasına ne yazdırsam diye düşünürken aklıma, Sergen, İlhan, Pascal, A. Dursun, Oktay, Zago, Ronaldo, Cordoba, Pancu gibi isimlerin gelmesi normal midir?

23- Son olarak, Delgado'yu arar hale gelmek.... Bu soruyu nasıl soracağımı bile bilmiyorum...



Devamı - Beşiktaş'a Gaipten Sorular

31.07.2009

Elveda Sir Robson

İngilizler kendi oyuncularını ve teknik adamlarını abartmayı çok sever ama sen gerçekten de yaşayan bir efsaneydin, şimdi ise efsane oldun.




Devamı - Elveda Sir Robson

23.07.2009

Peace Cup Sitesindeki Beşiktaş Kadro Rezaleti

Kaiowas yazınca merak ettim, Peace Cup'ın sitesine girdim; Beşiktaşımızın kadrosuna bir bakayım dedim, demez olaydım! Ferrari'yi kaleye, Yusuf'u da defansa koymuşlar. Michael Kink diye bir oyuncu almışız haberim yok, Batuhan da yılların ortasaha oyuncusu olmuş. Nihat'a da kimse numara vermemiş, bu haliyle takımın yancısı gibi duruyor. Kupa organizatörlerine hakkaten tebrikler, daha websitesinden ne kadar ciddi ve kallavi bir turnuvaya katıldığımız belli oldu...
Devamı - Peace Cup Sitesindeki Beşiktaş Kadro Rezaleti

21.07.2009

Fenerbahce'ye 2 SAMBACI daha!!!


Bugun cikan haberlere gore Fenerbahce Cristian Oliveira Baroni ve Andre Clarindo Dos Santos'u transfer etti. Ikisi de 26 yasinda olan oyunculardan Oliveira defansif orta saha, Dos Santos ise sol kanat oyuncusuymus. Daha once Avrupa deneyimi olmayan bu 2 oyuncu bakalim bu sene Fenerbahce'de nasil bir performans sergileyecekler... Her ne kadar 2 futbolcuyu da fazla tanimasam da eger hislerim beni yaniltmiyorsa Oliveira basarili olur. Zaten o bolgeye de transfer ihtiyaci vardi. Aurelio'nun ayrilisindan itibaren oradaki bosluk doldurulamadi bir turlu. Ben daha cok Dos Santos'un alinmasina sasirdim.

Evet transfer donemi basinda Roberto Carlos'un bu sezon Brezilya'ya donup futbol yasamini orda surdurecegine dair haberler cikmisti. Ama sonucta Carlos'un Fenerbahce'de devam edecegine karar verildi. Kadroda su anda sol kanat oyuncusu olarak R. Carlos, Vederson ve Ugur Boral bulunuyor. Ustelik gerekli gorulse Mehmet Topuz ve Deivid bile o bolgede oynayabilir. Bu mevki icin o kadar kadro zenginligine ragmen niye Dos Santos transfer edildi ben anlayamadim. Ya kulup icinde bizim bilmedigimiz biseyler var (acaba Carlos sene sonunda ayriliyor mu?) ya da Daum uzun maraton sirasinda bol alternatifli bir kadro yaratmaya calisiyor.

Gerci bol alternatifli bir kadro icin bence Bilica'nin yanina Lugano'nun eksikligini kapatacak iyi bir stoperle, forvete iyi bir oyuncu alinmaliydi. Ben acikcasi Semih-Guiza ikilisinin yeterli olucagina inanmiyorum. Dos Santos, hem Vederson hem Ugur Boral'dan iyi olabilir (seyretmedim bilmiyorum), fakat benim dusundugum bolgeler daha cok transfer gerektiren bolgeler degil miydi acaba???

Bir de ilginc bir detay. Bu 2 yeni transferle Fenerbahce kadrosunda yer alan Brezilyali sayisi da 8'e yukselmis oldu. Bundan sonra Fenerbahce de Premier League takimlari gibi Uzakdogu yerine, Brezilya turnesine cikarsa yaz sezonunda kimse sasirmasin...
Devamı - Fenerbahce'ye 2 SAMBACI daha!!!

20.07.2009

Sen Ne Güzel Beşiktaşlıydın Vedat Abi


Blog'a ufak bir aradan sonra geri döndüm. Döndüm de, döner dönmez Vedat Okyar'ın vefat haberini aldım. Taraftarın Vedat Abi'si, artık dillere pelesenk olsa da, gerçek Beşiktaşlı diyebileceğimiz adam gibi adamlardandı Vedat Okyar. Seni Beşiktaşlılar olarak özleyeceğiz, kendine has yazı tarzın ve ekrandaki daimi şık duruşunun yeri kolay kolay dolmayacak.

Tekstilin başkenti Bursa'da, tekstilci bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Vedat Okyar, aslında genel futbolcu önyargılarının aksine, fakir ya da alt sosyal sınıflara ait bir aileden gelmiyor. Aslında, olabileceği, yapabileceği pek çok şey varken, genç Vedat biraz da, babasının Beşiktaş'ta yönetici olmasından dolayı, futbolcu olmaya, beşiktaşlı olmaya karar veriyor. Siyah Beyaza meyleden gönlü, hemen sevgilisine kavuşmuyor, Adalet, sonrasında yıldızlaşacağı memleket takımı Bursaspor. Nihayet, Bursa'dan, tekstilin başkentinden, futbolun başkentine transfer oluyor, babasının ismine, cismine takılmadan, bir yıldız olarak, sevgilisine kavuşmaya gidiyor. Beşiktaş'ta tam 8 sene aralıksız ter döküyor. Fakat aşk bu; her zaman güzel günlerin, tatlı baharın habercisi değil: Beşiktaş o dönemde en kötü sezonlarını geçiriyor, kadro yeterli değil, parasızlık almış başını gitmiş, büyüklük arenası Fener ve Cimbom'a bırakılmış. Olsun diyor Vedat Abi, ben senin düşmüş halini de, kaderin böylesini de severim diyor, gıkını çıkarmadan oynuyor, 250den fazla resmi maçında yer alıyor, sonrasında kariyerinin sonuna doğru Diyarbakır ve Karagümrük'te de forma giyiyor ama nerede olursa olsun, ne yaparsa yapsın,artık adı hep sevgilisi ile beraber anılıyor: Beşiktaşlı Vedat.

Bizim kuşak, Vedat Abi'yi spor yazarı ve televizyonda Beşiktaş maçlarının yorumcusu olarak tanıdı. Kuşağının sahip olduğu, artık pek de ortalarda göremediğimiz, adabına göre davranma, lafı gediğine koyma, soğukkanlı duruş ve kendine yaşı ne olursa olsun dikkat etme gibi davranışları onun diğer yorumculardan kısa sürede ayrışmasını sağladı. Hep şık giyindiğini hatırlarım, kendine has bir tarzı vardı, çoğu futbolcu eskisinin aksine, güzel de yaşlanan biriydi, karışık sakalları ve gözlükleri ile, tatlı dede ile şair eskisi arasında bir tipe sahipti. Yazarlığına gelirsek, onu ilk tanımam, "Recep de prezo gibi sıkıyor" lafı ile olmuştu. Uzun süre aynı yazıya baktığımı hatırlarım. Böyle bir yazıyı Hürriyet Spor'da adama nasıl yazdırırlar diye düşünmüştüm: sonuçta yazdırmadılar. Vedat Abi sonraki yazılarında tarzına bir rot-balans yaptı, yine onun yazıları birkaç kilometreden farkediliyordu, fakat Hürriyet'in sansürü belki de futbol sahalarından bir Bukowski'nin doğmasını engelledi, buradan sansür anlayışını ve onun yılmaz bekçilerini de tekrar tebrik ediyorum.

Okyar hastaneye ilk yattığında taraftarın yaptığı geçmiş olsun pankartı aslında yazının ana fikri gibi:

"BUGÜN DOST YARALANMIŞ, YİNE GÖNLÜM HOŞ DEĞİL."

Zarif bir adama, bundan daha zarif bir hoşçakal olmaz herhalde. Gittiğin yerde de siyah beyaz kalman dileği ile, nur içinde yat...
Devamı - Sen Ne Güzel Beşiktaşlıydın Vedat Abi

14.07.2009

Arda Turan ve Kaptanlik Meselesi

Su siralar 22 yasindaki Arda Turan'in Galatasaray futbol takiminda kaptanliga getirilmesi tartisiliyor. Kimileri Arda'nin genc yasina ve tecrubesizligine, kimileri ise gecen sene saha ici ve saha disindaki performansina bakarak bunun cok erken oldugunu savunuyor. Ben bir Fenerbahceli olarak diyebilirim ki Arda'nin kaptanliga getirilmesini Galatasary icin cok uygun buluyorum.

Arda genc yasina ragmen bence cok tecrubeli bir futbolcu. Turkiye Ligi'nin disinda Sampiyonlar Ligi, Euro 2008 gibi fubolun en ust duzeyde oynandigi karsilasmalarda forma giymis, ustelik performansiyla one cikmis bir oyuncu. Simdiden 30 kez Milli takima secilmis ki, bu gunumuz futbol dunyasinda tum bir kariyere sigdirabilecek kadar buyuk bir rakam.

Tabi Arda'nin bu yaz kaptanliga getirilmesinde, Arda'nin futbol yetenegi ve performansi disinda baska faktorler de rol oynadi. Aziz Yildirim'in 15 milyon Euro'luk transfer teklifi ve gecen seneki kaptanlik tartismalari sonucunda Galatasaray yonetimi Arda'yi kaptanliga simdi layik gordu. Bence en dogrusunu da yapti. Bir kere Arda'nin futbol tecrubesinin geldigi noktayi oynadigi yuksek seviyeli mac sayisi da ortaya koyuyor. Ama Arda'yi yasca genc bulanlara da sunu hatirlatmak istiyorum. John Terry 21 yasinda Chelsea'da kaptan olmus, Fernando Torres Atletico Madrid kaptanligina getirildiginde sadece 19 yasindaymis. Yine ayni sekilde Rustu Rencber 23 yasinda Fenerbahce'de, Tugay Kerimoglu da 22 yasinda Galatasaray'da kaptanliga getirilmis. Arda Turan da, Galatasaray icin, en az bu saydigimiz oyuncular kadar onemli bir futbolcu.

Artik endustriyelesen gunumuz futbolunda bir takimla anilan yildiz/sembol futbolcu yaratmak da oldukca zor oluyor. Eskiden Metin Oktay'lar, Lefter'ler, Baba Hakki'lar varmis. Biz Maldini'lere, Hierro'lara, Oguz Cetin'lere, Bulent Korkmaz'lara yetisebildik. Gunumuzde Steven Gerrard, John Terry, Del Pierro gibi futbolcular da bu yonde emin adimlarla ilerliyor, kendi camialarinin unutulmaz sembolleri haline geliyorlar. Arda Turan da eger futbol yasantisini Galatasaray'da surdurmeye devam ederse adi Galatasaray'in sembolleri arasina yazilir, zaten Galatasaray yonetimi de son karariyla Arda'yi bu yone tesvik etmistir. Basin toplantisinda soylendigi gibi Metin Oktay'in islattigi formayi Arda'ya emanet etmek yonetimin Arda'ya verdigi onemi gosteriyor. Bu tip ozel, yetenekli genc oyunculari boyle motive etmek, boyle onore etmek bence bir yonetim basarisidir.

Galatasaray'a bir zamanlar top toplayicilik yapacak kadar bagli olan bu genc insan umarim uzun yillar ligimize renk katmaya devam eder. Gerci benim gonlumden gecen onun ilerde Arsenal gibi bir takima transfer olup, orda gosterecegi basarilarla bizi gururlandirmasi...

Devamı - Arda Turan ve Kaptanlik Meselesi

9.07.2009

Sezonun Nefret Edilenleri Top 10


İşte size spor medyasından, arkadaşlardan, esnaftan ve futbol bloglarından derlediğim son nefret edilenler listem:

1. Cristiano Ronaldo
Yok efendim, çakma Ronaldo'ymuş, saçı öyleymiş, başı böyleymiş, adam çalışarak bugünlere geldi desek yeridir; bir Portekizli olarak da komşunun en büyük klübünde oynamak istemesi kadar doğal bir şey yok, ayrıca EPL'de bu kadar uzun süre üst düzey futbol oynayabilen tek Portekizli. Bakın Carvalho, Deco ondan sonra gelip çoktan ıskartaya çıkarıldılar. Dünyanın en pahalı transferi oldu çünkü Perez'in para verip alamayacağı bazı oyuncular var. (Bkz. Messi)

2. Mehmet Demirkol
Listenin sürpriz ismi, Sinan Engin'den boşalan futbolcu kalite matematiğini, yarattığı yeni "zan-ferrari denklemi" ile doldurdu.

Üzgünüm ama bu hareket direkt sana geldi Mehmetcigim...*

3. Mehmet Topuz
Sanırım Beşiktaşlılar'ın bu adama nefreti baki kalacak. O yüzden listede inse de, çıksa da daima kalacak gibi. "Nirvana-Nevermind" misali 25 yıl sonra hala listelerde olacağını düşünüyorum.

4. Samet Aybaba
Kendisi o kadar çok "seviliyor" ki, olası transferi Trabzon'da deprem yarattı, olağanüstü kongreye kadar varan bir süreci de tetikledi. Ne diyelim Allah insanı böyle sevgiden korusun!

5. Real Madrid
Zenginin malı züğürdün çenesi yorar derlerse inanın artık. Perez Başkan, ekonomik krizde yastık altı parasıyla transfer piyasasının afedersiniz ama içine etti. Bu da Real Madrid'i en sevilmeyen klüp yaptı. Daha ortada fol yok, yumurta yok, cümle alem Real bu kadroyla bir şey yapamaz diyor. Adam yapacağını yaptı işte, Barça'nın havasını PR hamleleri ile söndürdü.

6. Yıldırım Demirören
Perez'in Barça'ya yaptığını, Yıldırım Başkan kendi takımına yaptı. Sezonu iki kupayla kapatan takımı, ağırbaşlı ve "cool" bir duruş sergileyeceğine, her oyuncuya saldıran, yaptığı transferleri bile ağır aksak ve problemli yapan, elaleme ezik diyen garip bir hale soktu.. Kendisi icraatlarıyla listeye girdi, korkarım bu icraatlar devam ederse takımını da listenin gediklisi yapacak.

7. Aziz Yıldırım
O bir klasik.. 6 kıtada, 200 ülkede, bütün dinlerde ve dillerde, ondan nefret eden birini illa ki bulursunuz. Bilinçaltındaki fenerbahçe nefretinin, cisimleşmiş halidir kendileri. Sağolsun kendileri de, müthiş insan ilişkileri becerisi bu duruma destek çıkar. Topuz, genç ve patlamaya hazır Nirvana ise, Aziz Başkan da Pink Floyd-Dark Side of the Moon'dur bu liste için. Topuz'dan önce de vardır, sonra da kalacaktır.

8. Lincoln - Delgado - Guiza
Çünkü üçünü toplasan bir adam eder...

9. Sabri
Sabri Galatasaraylılar'ın bu listedeki "Yıldırım Demirören"idir. Allahtan, Sabriye sadece sağ kanatta bir yerler teslim edilir, Yıldırım Başkan gibi klübün bütün finansmanı ve transfer politikası emanet edilmez. Yoksa mazallah, ilk işi diğer kanada da İbrahim Üzülmez'i alırdı yetenekli oyuncumuz. Naparsın, reklam panolarının oralarda çok yalnızlık çekiyor bu adam, çoook!

10. Hıncal Uluç
Aslında kendisine sorsanız, "listeler üstüyüm" der kesin; fakat 90 dakika programının sona ermesi içimizdeki "Hıncal sevgisini" de tekrar su yüzüne çıkardı. Aslında, benim ona karşı hislerim bu kadar şiddetli değil, hatta bence çok güzel rakı sofrası arkadaşı olur: düşünsenize, efkarlısınız, rakılar ardı ardına devriliyor, kafanızı dağıtacak birini arıyorsunuz, hooop Hıncal Uluç geliyor... Adam herşeyden bahsediyor,aşk desen konuşur, futbol desen gırla, Süreyya de kopar gider, tenis de Federer adam değil der, Fatih Terim de, o sana sadece "Fatih" der; üstüne üstlük her tespitinden sonra onay almak için 2 dakika arkasına yaslanıp bekliyor,tam da rakı ve mezeye hücum zamanı. İki de güldü mü adamda ne dert bırakır ne de tasa... Bütün bunlar iyi güzel hoş da, Hıncal Abi var ya, ayık kafayla hiç çekilmiyorsun...

P.S. Bu liste çevremdeki eğilimlere göre hazırlanmıştır. Kendi kişisel, "shaq bence adam değil" tarzı listem değildir.

* Emre B.'nin basın tribünündeki M.D.'ye hareketini unutmuş olanlara gelsin bu dip not...





Devamı - Sezonun Nefret Edilenleri Top 10

8.07.2009

Kayserispor'dan Bir Transfer Bombası(!) Daha

Mehmet Topuz transferindeki dirayetli(!) duruşlarıyla spor ahlakı konusunda hepimizi aydınlatan Kayserispor klübü, bu sefer de Gençlerbirliği'nin sözleşmesi devam eden oyuncusu James Troisi'nin Kayseri'de tutulması ile gündemde.

NTVSpor'daki haberden, 2011'e kadar sözleşmesi bulunan ve şu anda takımı ile kampta olması gereken Avustralyalı oyuncunun, kampa gelmediğini ve Gençlerbirliği'nden hiç kimsenin, tercümanının bile, ona ulaşamadığını öğreniyoruz. Kayseri'de "tutulduğu" öğrenilen oyuncu ile ilgili olarak, Kayserispor da bir açıklama yapmıyor. Ülkenin değişen politik dengelerinde, şamar oğlanı haline gelen Gençlerbirliği, Eskişehir'den sonra Kayseri'den de bir kazık yemek üzere sanırım. Ee, sonuçta Kayseri ülkenin de facto başkentlerinden biri, istediğin oyuncuyu istediğin klübe sat, istediğin oyuncuyu da al, sana kim karışır ki! Birkaç güne kadar, Troisi'yi kafasında kayserispor kasketi ile imza töreninde görürseniz şaşırmayın. Hatta kimbilir, kasketin üzerinde "herkes bir gün kayserili olacak" yazısı da olabilir. Açıkçası, bu slogan fenerbahçelilik daha da çok tutabilir, sonuçta hepimiz kayserililiğe, istanbulluluktan; şark kurnazlığına da, prensipli yaşamaktan daha meyilli insanlarız.

Gençlerbirliği'ne de tavsiyem, bence durumu kabullenin, kayserililiği karşınıza almayın, sonra mazallah klübün bir yerlerden borçları çıkar, yönetimi ergenekondan hapse girer, antreman sahasından da silah falan çıkar. Siz uslu uslu, Afrikalı oyuncuları ucuza kapatıp, pahalıya satma yöntemine devam edin...






Devamı - Kayserispor'dan Bir Transfer Bombası(!) Daha

15.06.2009

Cevat Guler ile Galatasaray'in Yollari Ayrildi



Bu gunlerde hararetli transferlerin gundemi mesgul etmesiyle bazi haberler medyada gerektigi yeri bulamiyor sanki. Bugun ogrendigim kadariyla Adnan Sezgin, "Cevat Guler'le yola devam etmeyecegiz" demis. Turk futbolunun boyle degerli insanlara ihtiyaci oldugunu dusundugumden bu haberi uzucu buldum.

Yeni teknik kadronun Cevat Guler'le calismama tercihi normal karsilanabilir ama keske Galatasaray Cevat Hoca'ya kulup bunyesinde (ornegin altyapida) baska bir gorev verseydi de Cevat Hoca'nin bilgi ve birikiminden Turk futbolu faydalanmaya devam etseydi. Ne yazik ki biz ulke olarak elimizdeki degerlerin onemini pek kavrayamiyoruz. Cevat Hoca hem futbolun icinden gelen hem de universtelerde ders verecek kadar akademik kariyere sahip ender kisiliklerden biriydi...

2002'de Galatasaray'da goreve baslayan Cevat Guler, 2007-2008 sezonunun bitimine 6 hafta kala Feldkamp'in istifasiyla bosalan teknik direktorluk koltuguna oturdu ve kalan 6 maci da kazanarak Galatasaray'i o donem sampiyon yapti.

Turkiye'nin bu surecte yakindan tanidigi Cevat Hoca aslinda 1985 yılında amatör çalıştırıcılık diplomasıyla Küçükköy Kültürspor’da antrenörlüğe başladı. Bundan sonra sirasiyla Gaziosmanpasa, Cayirgucu, Besiktas, Yildirim Bosnaspor gibi kuluplerde antrenorlukten yoneticilige kadar cesitli gorevlerde bulundu.

Tam 24 senedir Turk futboluna hizmet eden Cevat Hoca 1989 yılında da İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Egzersiz Fizyolojisi dalında lisansüstü (master) diplomasını aldi. Bundan sonra da yine ayni universitede Beden Egitimi ve Spor Yuksekokulunda ogretim gorevlisi olarak calismalarina devam etti.

70 milyonluk ulkede altyapilara gerekli onemi veremedigimiz icin lisansli futbolcu sayisinin azligi sik sik gundeme gelir. Cevat Hoca belki de bu alanda faydalanilmasi gereken, gelecegin starlarini yetistirerek Milli Takim'a oyuncu kazandirabilecek bir egitmen. Umarim Turk futboluna katkilari devam eder.
Devamı - Cevat Guler ile Galatasaray'in Yollari Ayrildi