Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.10.2009

Terim Kime Veda Etti?



Terim'in konuşması bir veda hutbesinden çok sinemada film arası izlenilen reklam tadı bıraktı. Bilindik laflar, bilindik pozlar, büyük sözler ile Terim'in markası film arasında parlatılmaya çalışıldı. Doğrudur, kendisi TC pasaportlu teknik direktörler arasında en büyük marka değerine sahip olanıdır ve yine de doğrudur ki, bu marka değerinde kendisinin kendi ismini parlatmasının da payı büyüktür. Başarılı insanların tevazu göstermesi gerektiğine inanan biri değilim, o yüzden Terim'in başarılı iken takındığı pozlar ve tavırlar beni zerre kadar rahatsız etmedi. En azından, başarılı pek çok kişide olan -olması da gereken- kibir, gizlenmek yerine Terim'de alenen beden bulmuştu. Fakat, ne zaman ki işler ters gitmeye başladı, kariyerinde önce tümsekler, sonra da çıkmaz sokaklar belirdi; Fiorentina'da başlayan olaylar onun için tümsekti, Milan ile İtalya macerası çıkmaz sokakta son buldu. Peki Zeman gibi isimlerin bile iş bulabildiği İtalya'da, Terim'e bir takım bulunamaz mıydı? Belki de, ülkemizde kalabalıktan sıyrılıp biraz başarılı olmak için, bütün enerjisini tüketen Terim yorulmuştu, hep kendini geliştirmek zorunda olacağı Avrupa yerine, "imparator" olduğu topraklara ve klübe geri dönmeyi tercih etti. 2. Galatasaray seferi o kadar kötü sonuçlandı ki, Terim için Galatasaray defteri de, en azından bir süreliğine kapandı. Beşiktaş ve Fenerbahçe klüplerinin zaten kendi taraftarlarının göstereceği tepkiden korkup, Terim'e hiç bir zaman bir iş verme şansları yok. Bu kalibrasyondaki bir teknik direktöre Türkiye'de çalışabileceği iki yer kalıyor, Trabzonspor ve Milli Takım. İlkinin ne kadar sabırsız bir camia olduğu gün gibi ortadayken, e Milli Takım'dan da yeni istifa edilmişken, şu anki şartlarda Terim için Türkiye defteri kapanmamış, "kapattırılmıştır".

Napoli, Atletico gibi takımların ismi geçiyor bu aralar basında. 2 camia da, teknik direktörlük ve yönetim konusunda "şaibeli" klüpler, ilginçtir Terim'in adı artık doğru dürüst yönetilen klüpler yerine, böyle şaibeli klüplerle anılmaya başlamış. Milan'dan kovulduktan sonra, gururunu bir kenara bırakıp, orada kalsaydı, belki bugün Napoli ile ismi anılmak yerine, çok daha büyük klüplerin "shorlist"indeki vazgeçilmez adam olabilirdi. Fakat kendi yarattığı "Terim Miti"ne, herkesten çok kendisi inandı, başarının bir tarafında kibir varsa, öbür tarafında hergün yaptığı işi ilk kez yapıyormuş gibi öğrenmeye aç bir çocuk hevesi olması gerektiğini unuttu. Başarının geçici olduğunu, yanında iyi günde olanların, kötü günde sırtına tekmeyi basacaklarını unuttu; hatta ilginçtir bunu yapanlara küstü, sanki dünyada bir tek kendisinin başına geldiğini sandı, alenen de bunu söyledi. Her şeyden öte, futbolda başarının kupa olduğunu unuttu, 9 senedir kupa kaldırmayan bir hoca olarak, gittikçe başarıdan uzaklaştı, başarmayı unuttu, etrafındakileri başarı için inandırmayı unuttu. Son kaldırdığı kupa, 1999-2000 UEFA kupası olmuştu, hatta kupayı bırakın, hiçbir turnuvada finali bile göremedi. Fiorentina'nın başındayken, kupa finali öncesi istifa etti, Avrupa Şampiyonası'nda yarı finalde elendi. Tabii, orada biraz da milliyetçi hislerden, Milli takımımız haketmeden Avrupa 3.sü yapıldı. Halbuki, Şenol Güneş'in milli takımı gibi bir 3.lük maçı oynamamıştı. Kısacası, o dönem basının verdiği "çakma bronz madalya" Terim'in CV'sindeki son parlak nottu.

Böyle bir ortamda Terim bize veda etti. Giderken, kendince hayat dersleri de vermeyi ihmal etmedi. Halbuki, asıl ders alması gereken Terim'in kendisi. Kendisini devrim yapmaya çalışırken, hatalar yapabilen biri(!) olarak tanımlayan Terim'in, biraz da başka devrimcilere bakmasında fayda var. Eriksson-Göteborg, Ferguson-Aberdeen, Mourinho-Porto örnekleri kendisinin futbol hayatı boyunca gördüğü ve tanık olduğu olaylar. Her biri, yarattığı küçük mucizeden sonra başka ülkelerde şanslarını denedi, ve başarılarını katladı. Hatta Terim ile yükseliş dönemdaşı olan Mourinho'nun bugün geldiği nokta ile, Terim'in geldiği noktayı karşılaştırırsak, sanırım daha fazla söz söylemeye de gerek kalmaz.

Terim vedayı bize değil, artık kendisini de bizi de lanetleyen geçmişine etse çok daha iyi olurdu. Lakin, artık büyük söz değil, büyük icraatlar zamanı Terim için, kendisi farketmese de başarı kredisini çoktan tüketti, ve pek çoğumuz için başarıdan çok bir şakaya dönüştü kendisi.
Devamı - Terim Kime Veda Etti?

19.10.2009

Fatih Terim'i Anlamak



Bugün geldiğimiz noktada Fatih Terim'i eleştirmek en az Fatih Terim'in başarılarını ısıtıp ısıtıp tekrar önümüze koymak kadar moda oldu.Doğrudur,Fatih Terim sevilmesi zor bir karakter,anlaşılması zor,onu beğenmek zor;çünkü karşınızda sizden daha üstün olduğunu düşünen bir insan varsa ve bu insanın gerçekten bir potansiyeli de varsa sizin kendinizi rahat hissetmemeniz doğaldır.Öyle ya,karşımızda Türk Futbolu'nun en güçlü figürü duruyor;her başarısını tınaklarıyla kazıyarak elde etmiş,ukalalığı en doğal hakkı gibi görüyor çünkü onun gibi biri daha yok bu ülkede.Tüm "sert çıkışları","özlü sözleri" de bundan.Böyle bir karaktere ancak böyle açıklamalar oturur çünkü.Tarihe geçmek kolay iş değil.Bugün Şenol Güneş ismi prim yapar nitelikte bir isim değil.Kendisi de değil.Ama Fatih Terim her zaman gündemde olmak zorundadır,onu hatırlayabilmemiz için,unutmamamız için...

Görevi bırakırken dahi "elbet hatalarımız olmuşturun" ötesine geçemedi öz eleştiri anlamında.Ancak hakkını vermek gerekir,Türk Futbolu için yaptığı tespitler çok yerindeydi ve adeta hepsi Simon Kuper'in kaleminden çıkmış gibiydi.Bu yazının yazılış amacı da o tespitlerin hakkını vermektir.Beden Eğitimi dersinin müfredatta seçmeli ders olarak yer almasından şikayet etti örneğin.Bu kadar geniş kapsamlı,sosyal "açılımlar" beklemiyordum doğrusu.Fatih Terim'in bahsettikleri arasında en ilgi çekici nokta ise -kendi mizacına ters düşercesine-Türkiye'de bilim-futbol ilişkisinin zayıflığı konusuydu.Sonlara doğru ise bence Türk Futbolu'nun en büyük sorununu tespit ederek,benim gözümde neredeyse tüm eksilerini silmiştir ve bilimin gücüne inanan,gerçeğin peşini bırakmayan,çağa ayak uydurabilen bir teknik direktör imajı çizmiştir gözümde.Tespit şu:Futbolcularımız Avrupa'ya nazaran eğitimsiz.Ne yazık ki bu gerçek.Futbolcularımızın algısı zayıf;taktiksel anlayış,vizyon,iletişim ve koordinasyon konusunda söylenenleri yapmakta zorlanıyorlar.Bu tespit,aslında yapılması pek de zor olmayan,ama bugüne kadar hiç bir teknik adamın söylemeye nedense cesaret edemediği bir gerçek.Türk Futbolu'nun en büyük sorunu.Vizyon eksikliği,taktiksel anlayış yoksunluğu futbolcumuzun en büyük sorunudur an itibariyle ve Fatih Terim bunu suratındaki "ne yapalım el deki malzeme bu" ifadesiyle,eğitimin arttırılmasının,futbol-bilim ilişkisinin güçlendirilmesinin farz olduğunu vurgulayarak söyleyince en ciddi "sert çıkışını" yapmıştır gözümde.
Devamı - Fatih Terim'i Anlamak

6.10.2009

Ben Fatih Tekke'yi İzlemek İstiyorum!


Sayın Fatih Terim,

Ben vergisini veren, hatta zorunlu askeri hizmetini bile yapmış bir vatandaşım. Size milli takımlar teknik direktörlüğü görevi verildiği zaman, size ulusal takımda kimlerin oynayıp kimlerin oynamayacağına karar verme hakkı da teslim edilmiş oldu. Bu hak, işinizi doğru dürüst yapmanız için verilmiş bir hak ve şahsen bu hakkın yersiz bir şekilde eleştirilmesini doğru bulmuyorum. Sizin kararlarınıza her ne kadar saygım olsa da, anlamadığım bazı hususlar var. Aldığınız para, bizim gibilerden sağlanan vergilerden geldiği için, kendimi dolaylı yoldan da olsa sizin işvereniniz olarak görüyorum ve kafamdaki bazı soruların netleşmesini istiyorum.

Bana lütfen, Fatih Tekke'nin milli takımdan aforoz edilişinin sebeplerini açıklar mısınız? Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan en iyi golcümüz, kariyeri ve becerileriyle zıt bir milli takım kariyeri olan Fatih Tekke, niye ısrarla ve inatla aday kadronuza seçilmemektedir? Sizden onu takımın yıldızı, evrenin merkezi, derdimizin dermanı yapın demiyoruz; zaten Rusya'daki maçlarını takip etme şansımız pek olmuyor, bari milli maçlarda biraz izleme şansımız olsun. Gökhan'a tanıdığınız şansın yarısını verseniz, Gökhan'ın atamayacağı kadar çok gol atacağına eminim. Hem bu sayede, takımımızda Semih'in üzerine binmiş olan "gerçek golcü" rolünden bir parça çalarak, bu oyuncuyu da rahatlatacağına inanıyorum. Yaşı konusunda da bir problemin olduğunu sanmıyorum çünkü Ceyhun ve Yusuf gibi daha yaşlı oyuncuları kadronuzda görüyoruz. Eğer probleminiz özelse onu bilemem, fakat kişiler arasındaki özel problemlerden milli takımlar şekilleniyorsa, sizden ricam bir daha profesyonel kelimesine fazla vurgu yapmamanız, zira nasıl desem biraz "ironik" oluyor.

Saygılarımla,
Volkan

P.S. Acım o kadar fazla ki, ne zaman FM'de yeni oyun açsam, ilk aldığım oyuncu Fatih Tekke oluyor. Reva mı bana yapılanlar?

Devamı - Ben Fatih Tekke'yi İzlemek İstiyorum!