Ispanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ispanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.01.2011

Spainsons


Sergio Ramos muhtesem, Iniesta komik, bi tek Casillas pek olmamis gibi...
Devamı - Spainsons

16.06.2010

Dünya Kupası Notları #6 : Isla-Sanchez, Hittzfeld ve Forlan


Dünya kupasının 6. gününe geldiğimizde, seyir zevkinin yavaş yavaş da olsa belli standartların üstüne çıktığını görüyoruz. Honduras-Şili karşılaşması bu açıdan önemli idi. Maç Şili'nin 0-1 üstünlüğüyle sona erdi ancak maçın temposunu düşündüğümüzde yalnızca 1 golün vuku bulması izleyenleri pek de rahatsız etmedi sanıyorum.

Şili hakkında herkesin ezber ettiği ilk ve en önemli bilgi Güney Amerika eleme gruplarından Brezilya'nın ardından ikinci çıkmış olduğu gerçeğiydi. Benimse, Şili ile ilgili hatırladığım ilk sahne Fransa 98'e dayanıyor. Grup maçlarında kimseye yenilmeyerek dikkat çeken bu "uzun ince" ülke, topladığı 3 puanla B Grubu'nu İtalya'nın ardından ikinci olarak bitirmiş, ikinci tur mücadelelerinde Brezilya'nın rakibi olmuştu. O zaman, daha ikinci turda Brezilya ile eşleşmeleri talihsizlik olarak nitelendirilmişti. Yine aynı tablo gerçekleşebilir. Dilerim Şili aynı talihsizliği bir kez daha yaşamaz ve çeyrek finale ulaşabilir. Bunu hakediyorlar zira... Alexis Sanchez- Mauricio Isla ikilisi, Lahm-Müller ikilisiyle birlikte turnuvada izlediğim en iyi arkalı-önlü hücum organizasyonlarını oluşturdular. Şili'nin çok teknik ismi var fakat İspanya'nın başına gelen onların da başına gelebilir, İsviçre savunmasını açmakta zorlanacakları açık. Öte yandan, Honduras'ın ciddi tecrübe eksikliği göze çarpıyor. Böylesi büyük turnuvalara pek sık katılamıyor oluşları, hücumlarının cılız kalmasına, son vuruşlarda beceriksizliklere yol açıyor. Buna karşın mücadeleci bir takım. Oynayacakları hiç bir maçta rakiplerine ezilmezler.

İspanya-İsviçre karşılaşmasında beklediğim sürpriz gerçekleşti. İsviçre'nin bu turnuvada bir umudu varsa tamamını Hittzfeld'e borçludur. Bir teknik direktör takımının başarısında ne kadar etkilidir sorusunun cevabını en iyi Hittzfeld'e bakarak cevaplayabiliriz. Eğer Hittzfeld gibi bir teknik adamınız varsa, rakibiniz ne kadar iyi paslaşırsa paslaşsın istediği pozisyonları yaratamayabilir ve siz gol bulmak için rakibinizin savunmada bıraktığı boşluklardan faydalanabilirsiniz. Sanıyorum iki ya da üç pozisyon buldu İsviçre. Biri gol oldu. İspanya, turnuvanın ilk günü Meksika'nın yakalandığı tuzakla karşı karşıya kaldı. Topa hakim olmak bir süre sonra beyhude top çevirişlere, açık arama oyununa dönüştü. Dediğim gibi, Hittzfeld İsviçre'ye ikinci tur umudu getirdi. Bakalım Şili karşısında ne yapacaklar?

Günün son maçında sürpriz olmadı. Uruguay'ın G.Afrika'yı zorlanmadan yenebileceği belliydi fakat ev sahibinin turnuvanın açılış maçında Meksika karşısında gösterdiği direnç ve disiplin çoğumuzu şaşırtmıştı. İlk maçın yıldızlarından Tshabalala bu akşam ortada yoktu. Zaten Pienaar turnuvanın başından beri "yok". Bir tek poisyon dahi üretemedi G.Afrika. Bu anlamda, şimdiye kadar oynanan maçlar arasında bir tek pozisyon dahi yakalayamayan bir takım yoktur sanıyorum. O kadar kötüydüler. İlk maçın ardından Khune hakkında çok iddialı sözler sarfetmiştim. Kırmızı kart gördü. Yüksek ihtimalle turnuvayı kapattı. Onun gibi bir kaleciyi daha fazla izleme imkanına sahip olmak isterdim. Uruguay'da ilk maç hayal kırıklığı yaratan hücum ayakları Forlan ve Suarez bu akşam yanlarına Palermolu Cavani'yi de almışlardı. İlk dakikadan itibaren ölçülü de olsa pozisyon üretmeye, rakip kaleyi yoklamaya başladılar. Nhayetinde, Forlan rakibin sırtına çarpmış olsa da çok şık bir gole imza attı. İkinci yarı, maçın en hareketli ismi Suarez, Khune tarafından düşürüldü. Forlan riskli olsa da penaltının nasıl atılacağını gösterdi adeta. Öylesi bir vuruşun kaleciler tarafından kurtarılmasının imkanı yoktur. Maçın son dakikasında, düdük yerine, Suarez'in zarif ortasında Pereira'nın golü geldi. Forlan'ın kaydettiği iki gol ona gol krallığı yarışında çok büyük bir avantaj sağlayacaktır. En büyük rakipleri ise Podolski ve Klose olacaktır diye düşünüyorum.
Devamı - Dünya Kupası Notları #6 : Isla-Sanchez, Hittzfeld ve Forlan

28.04.2010

Castrol Rankings Dünya Kupası Favorilerini Açıkladı

Castrol desteği ile kurulan Castrol Rankings sitesi, 5 büyük ligdeki oyuncuların performanslarını istatistik ve saha içi katkılarını birlikte hesaplayarak değerlendiren, böylece oyuncuların farklı liglerde bile olsalar, karşılaştırmalı performanslarını ölçmeye çalışan bir değerlendirme sitesi. Futbolda, Amerikan temelli sporların aksine istatistikler tek başına oyuncu performansını değerlendirmek için yeterli olmuyor. Hatta futbolda, kariyerini topsuz oyun becerisi ve pasif dağılımdaki rolleri üzerinden kuran onlarca yıldız oyuncu var. Bu sitede geliştirdikleri algoritma işin bu bölümünü de istatistiklerle harmanlamaya çalışıyor. Kişisel kanaatim, yaptıklarının öncü ve farklı biri çalışma olduğu yönünde fakat futbolcuyu değerlendirmek için tek ve mutlak metod olmaktan da bir o kadar uzak bir yöntem, zaten tahminimce futbol hiç bir zaman ESPN ekran altı istatistiklerine indirgenemeyecek bir oyun olarak kalacak. 

Aynı sitede benzer bir çalışma da 2010 Dünya Kupası'na katılan takımlar için yapılmış. Her takımın sırayla, gruptan çıkma, çeyrek final, yarı final ve şampiyonluk şansları hesaplanmış. Ben hepsine bakmadım sadece daha önce bu kupayı kazanmış takımların şanslarını inceledim.

ALMANYA (1954-1974-1990)


İNGİLTERE (1966)

İTALYA (1934-1938-1982-2006)

BREZİLYA (1958-1962-1970-1994-2002)


URUGUAY (1930-1950)



ARJANTİN (1978-1986)


FRANSA (1998)




Görüldüğü gibi kupayı daha önce kazanan ağır toplara -Brezilya dışında- pek şans verilmemiş. Hatta daha 10 sene öncesinin en güçlüsü Fransa'nın değil final, gruplardan çıkma şansı bile sadece %59. Niye mi dersiniz? Bu turnuvada hiç başarısı olmayan ama bu senenin gizli favorisi sayılan İspanya yüzünden olmasın? 

Devamı - Castrol Rankings Dünya Kupası Favorilerini Açıkladı

12.04.2010

Valdez ve Pedro da milli takıma !!!


Önce istatistiklere bir bakalım: Bu sene Barça'nın (Valdez'in) yediği gol sayısı 31 maçta 19 iken Casillas Real Madrid formasıyla 28 gol yemiş. Tabi RM defansında Pepe'nin beklenmeyen sakatlığını da unutmayalım, ne kadar çirkef bir oyuncu olsa da ısırganlığıyla ve fiziğiyle defansta iyi iş görüyordu. O kadar parayı harcarken yahu şu defansa da 1-2 adam alsak mı acaba diye düşünmeyi beceremeyen ve Barça'nın ekmeğine yağ süren F. Perez yönetimini de kutlayalım.

Şimdi Casillas'a bakalım, saç-sakal birbirine karışmış, artık şampiyonluktan, başarıdan belli ki o da ümidi kesmis, geçen seneki kurtarıcılığını da yapamaz olmuş. Bu haliyle adeta FB kulübesindeki depresif bir Guiza'yi andırıyor.

Bu durumda İspanyol milli takımında Valdez-Puyol-Pique-Xavi dörtlüsünü görmemiz çok mantıklı olur, hem en formda olanlar onlar, hem de yaklaşık 10 yıldır beraber oynamaktan birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Hatta gerekirse yanlarına hiçbir zaman çok parlamayan ama dengeli Busquets'i koymak bile akılcı bir yaklaşım olur. Senna, Xabı Alonso ve Fabregas da çabası tabi. Şu zenginliğe bakın hele, bizde bir tane bile şu ayarda oyuncu yok...

İniesta'ya da bir paragraf açalım, bu kadar yetenekli bir oyuncunun çok genç yaşta sakatlanmasını çok üzücü buluyorum. Kanımca İniesta 1-2 sene daha Barça'da oyuna sonradan giren adam rolünü oynar, muhteşem zeki-kıvrak birkaç hareket yapıp tribünlerin sevgilisi olmaya devam ettikten sonra başka bir kulübün yolunu tutar. En sevdiğim bir Barçalıdır kendisı, ancak geçirdiği onca sakatlıktan sonra ilk 11'e geri dönmesi zor görünüyor. Milli takımda her zaman onun yeri olmalıdır ama.

Biraz da Pique'den bahsedelim: geçen sene başında Barça'ya gelmeden heredeyse hayatında hiçbir önemli maça çıkmamış bir oyuncunun Şampiyonlar Şampiyonu bir takımın temel taşlarından biri olması gerçekten şaşkınlık verici ve takdire şayan. Yerinde müdaheleleriyle, çabukluğuyla ve İngiliz stili uzun paslarıyla 2 senedir Barça defansı için vazgeçilmez bi oyuncu o. Milli takımda da Puyol'la yanyana banko oynamalı diye düşünüyorum.

Bu arada Raul ve Guti'den de bıktık artık. F. Perez 3-5 milyon da onlara verse de kurtulsak artık şu modası geçmiş oyunculardan.

Ayrıyeten İspanyol milli takımının Pedro'nun kıvraklığına ihtiyacı olacağı fikrindeyim (evet Sevillalı Navas ve Valencia'lı Silva'nın da kadroda olmalarına rağmen) gencecik yaşına bakmadan hem kalabalık hem de öne çıkmış defansların en korkunç bir başbelası artık o.

Bütün bu yıldızların yanında Villa'lı, S. Ramos'lü, Joaquin'li (ayriyeten Mata (bkz. geçen seneki istatistikleri), F. LLorente, Toquero, Capdevila, Reyes, Capel, hatta Soldado, Negredo, Bojan) İspanyol milli takımı bu seneki Dünya Kupası'nın bariz favorisı. Sanırım deneyimli (ve BJK yönetimi sayesinde çok daha zengin) Del Bosque'de elindeki cevherin farkında, ve sonuçta kimi oynatırsa oynatsın bu kadar yetenekli bir futbol jenerasyonunun şampiyon olma isteğinin önünde dur(a)mayacaktir.
Devamı - Valdez ve Pedro da milli takıma !!!

27.12.2009

Kim Bu Enayi?



Fotoğrafı dirtytackle.net'te buldum. Oraya gidip kopya çekmeden fotoğraftaki, olası köpekbalığı yeminin adını bilen var mı?

İpucu: Arkadaş İspanya'da oynuyor ve kaşlara dikkat...



Devamı - Kim Bu Enayi?

22.04.2009

Rengini Birak Isine Bak!

Bir suredir futbolda irkcilik uzerine yazmamistim. Bu konudaki bir onceki yazi Balili'ye yapilan irkci tezahuratlar uzerineydi. Orada, Turkiye ile karsilastirildiginda Avrupa'da bir cok kulup ve federasyonun irkcilik karsisinda tutundugu tavri ovmustum dogal olarak. Fakat malesef, bu tarz duruslar toplumlari her zaman istenilen duzeye getirmiyor. Ozellikle de futbol seyircisi gibi toplumun sosyo-ekonomik degisiminden belki de en yakindan etkilenen kesimi soz konusu olunca, yukaridan dayatma gibi gorunen irkcilik karsiti duzenlemeler bir kulaktan girip oburunden cikabiliyor. Iste son gunlerde karsimiza cikan iki ornek:


Birincisi Inter'in Gana asilli oyuncusu Mario Balotelli ile ilgili. Italya'da gecen gunlerde tezahuratlarin kendisiyle degil Moratti'nin aciklamalariyla gundeme geldi. Moratti, o aksam stadda olsaydim takimi sahadan cekerdim demis. Ayni sekilde Juventus baskani Gigli de en azindan medeni bir sekilde Inter'den ozur diledi. Federasyon da konuyla ilgili sorusturma baslatti.


Ikinci vukuat, belirli bir olay degil ama bir durum analizi. Sevilla'nin yildizi Kanoute gecenlerde Ispanya'da maruz kaldigi irkci soylemlerden yakindi. Kanoute bir cok macta taraftarlardan irkci sozler duydugunu, ve bu tur olaylarin Ispanya'da Ingiltere'de oldugundan cok daha fazla yasandigini anlatmis.

Bu tarz olaylar neden en cok Italya ve Ispanya gibi ulkelerde oluyor? Bunu tartismak tarihsel, sosyo-kulturel ve ekonomi-politik (baska bir sey kaldi mi?) bir tartisma gerektirir, o da baska sefere...
Devamı - Rengini Birak Isine Bak!