Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.02.2009

İslam Çupi

En guzel Fenerbahçe'li, buyuk gazeteci İslamBaba'yi aniyoruz...

Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şa mpiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz

1932 yılında Tiran'da doğdu. Nadiye ve Allaman Çupi, oğullarına "İslam" dediler. Varlıklı ve soylu bir aileydiler. Ama Arnavutluk'taki rejim nedeniyletüm mallarını bırakıp, anavatana göçtüler ...1951 yılında bitirdi Vefa Lisesi'ni... Aynı zamanda futbola da gönül vermiş, Çapa takımının değişmez oyuncusu olmuştu. Ancak onun asıl aşkı, yazarlığı idi. 1957'de Günlük Spor Gazetesi'nde muhabir olarak gazeteciliğe başladığında, aşkıyla da evlenmiş oldu.

Son Havadis'te yazdı... Türkiye Spor'da yazdı... Yeni İstanbul'da, Akşam'da, Tercüman'da yazdı... 1981 yılında büyük saygı duyduğu, ölümünden sonra sürekli adını andığı, yazılarında özelliklerini anlattığı ve gençlere ilkelerini öğretmeye çalıştığı Milliyet'in unutulmaz spor müdürü Namık Sevik'in çağrısını aldığında düşünmeden "Tamam" dedi. Ve o günden sonra hep Milliyet'te yazdı.

''Türkiye'de Fenerbahçe Amerika'dir,öbür kulüpler bütün dünya...Bütün dünyada darbeler bir kelle düşürüp yerine başka kelle koyabilir, sosyalizm, komünizm beklenmeyen yumuşama resitalinin tuşlarına doğru parmak uzatabilir, utanç duvari, özgürlük kuleleri, yıldızı tek ve kırmızı saraylar yerle bir edilebilir, dünya döner, yaşam bir başka biçimde çığlıklar atar sabahlara...Ama paranın tek sahibi giderse, hayat biter. O zaman dünya rekabeti değil, dünya mezarlığı kurulur bu yaşı
başı belirsiz yuvarlak kürede...''

05-09-2000

...

Türkiye'de, Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler, parakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fuldur. Stadlar Türkiye'nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür, i...ler diye uğurlanmasına rağmen. Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz... "

19 Eylul 1985
...
Bordeaux Stadi kapali trıbunlerine goz attiginizda, belki 17. yuzyilin barok mimarisine benzeyen, sarkiklarla karsilasirsiniz. Bu sarkiklar, o tribunlerde oturan insanlar icin, kafalarinin ustundeki bir kabara civisidir. Batabilir, ama carsamba aksami Bordeaux karsisinda izledigim Fenerbahce, o barok mimarisinin sivri uclu, kabaralarina temas etmeyecek kadar, sahada bir oyun yumusakligi kurdu. Cok vuran Bordeaux forveti arasinda Yasar'in akil almaz mudahaleleri tribunlerde bir arastirma konusu olurken, Fenerbahce defansinda Yasar'in otesinde de kocamanlasan devler vardi.
...
"Giresse, Tigana...ama, ondan sonrasi Fenerbahce'nin altinda karavana."
...
"Fenerbahce'nin gucunu ve buyuklugunu kabul etmek" istegi. Avrupa'da nerede olursak olalim, vatandaslarimizin vizesiz adim atamadigi bir ortamda Fenerbahce'nin Bordeaux sahasinda adimlarini cok ustaca ve bilincli sekilde atisi da Turk insani icin baska bir gurur ve kisilik bulma belirtisiydi "
Devamı - İslam Çupi

19.11.2008

CONAN ERDAL KESER

Devamı - CONAN ERDAL KESER

Galatasaray'li Ridvan Dilmen

''Cocuklugumdan beri Galatasarayliyim diyen Ridvan, Galatasaray'a haber gondererek alin beni dedi''

Emre Belezoglu'nu niye bu kadar sahiplendigini simdi anladim:)))
Devamı - Galatasaray'li Ridvan Dilmen

8.09.2008

Garrincha


Garrincha ya da gerçek adı ile Manuel Francisco dos Santos... Garrincha'yla ilk tanışmam TRT'nin o mutlu mesut eski günlerdeki bir televizyon programındadır. 7 numaralı formayı üzerine geçirmiş adam, topu hiç hareket ettirmeden ayakları ve vücudu ile yaptığı hareketlerle bir yandan topu saklarken diğer yandan karşısındaki rakibini bir sağa bir sola yatırmaktadır. İşte futbolun büyüsü derler ya o gürüntü belki 25 senedir gözümün önünden gitmedi ve bir yaz günü lakaplar hayatımıza "nick name" olarak girmişken hiç tereddüt etmeden Garrincha dedim...

Daha sonraları başka futbolcularla tanıştık Pele vardı mesela o zamanlar hep dünyanın en büyüğü denirdi daha 1986 dünya kupası oynanmamış Maradona duyulmamıştı ama benim aklımda hep Garrincha vardı. O yaşlarda çok bilemezdik Pele en büyüktü ve itiraz etmek hayal bile edilemezsdi. Ama Garrincha aklımda bir yerlerdeydş bırakalım Pele en büyük olsun.

Sonraları büyüdük hani çevrede kirleniyordu gitgide. Maradona çıktı asi, serseri, kadınlar, uyuşturucu, spor arabalar ama saf bir futbol, saf sanat... O zaman yavaş yavaş netleşmeye başladı herşey, endüstriyel futbol dedikleri daha o zamanlar dişini göstermeye başladı. Fakir Brezilya'nin en büyüğü Pele takım elbiseleri ile beyefendilerin ve hanımefendilerin yanındaydı.

O zaman kafamda oluşuverdi şu cümle veya bunun bir benzeri:

Futbolun güzel yanıdır Garrincha aynı Maradona gibi. Beraber oynadıkları hiçbir maçı kaybetmemek gibi çılgın bir istatistiği paylaştıkları Pele ise bir nevi günümüz endüstriyelleşen futbolunun başlangıcıdır. Pele takım elbise, kravat, ışıltılı salonlar ve beyefendilerdir,

"
Garrincha ise toprak sahadaki mahalle maçından bir akşam üstü eve dönen çocuğun ağzındaki ıslıktır."

TRT'de izleyip futbolun sanatına aşık olduğum video ise kuvvetle muhtemel bu aşağıdaki videodur.


Devamı - Garrincha