Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.04.2010

Bir FM Efsanesi Daha Gerçekleşti: Ricardo Moniz

Genç oyuncuları erken yaşta keşfetmesiyle ün yapan CM/FM menejerlik serilerinde bu sefer yetenekli bir koç önceden keşfedilmiş. Hamburg'un Hollandalı teknik koçu Ricardo Moniz, Bruno Labbadia'nın yerine geçici olarak Hamburg'un başına geçti. Normalde bakıp geçeceğim bu haberin benim için önemli yanı, kovulan Labbadia değil, Hamburg'un düşündüğü isimler arasında olan Fatih Terim hiç değil: bu mülayim suratlı Portekiz isimli Hollandalı koç! Kendisi yıllardır FM serilerinde vazgeçmediğim, tabiri caizse "para mühim değil, yeter ki gel" diyerek gittiğim her takıma da yanımda götürdüğüm Ricardo'm... Hatta kimi zaman asistanım bile yapmışlığım vardır çünkü hem taktik bilgisi hem de oyuncu raporlaması üst düzey olan bir koçtur.

Kaderin cilvesi işte, FM'den yıllar önce keşfettiğim bu koç, Hamburg'a kısa ama son derece kritik bir dönemde hocalık yapacak. 29 Nisan akşamı, Hamburg için tarihi bir akşam: 30 küsür yıl sonra ilk kez Avrupa Kupalarında final oynayabilirler, tabi Hodgson'ın Fulham'ını geçebilirlerse.

Bir tarafta, son gerçek İngiliz takımı Fulham, öbür tarafta da FM'den artık iş ortağım gibi hissettiğim Ricardo'm... Hangi tarafı tutacağıma karar veremiyorum.

Devamı - Bir FM Efsanesi Daha Gerçekleşti: Ricardo Moniz

9.04.2010

Wolfsburg 0 - Fulham 1

Sahadaki İngiliz takımı Alman gibi futbol oynadı, Alman ekibi ise İngilizler gibi oynamaya çalıştı. İlk yarının kısaca özeti bu oldu... Musimovic'in etkisiz kaldığı ilk yarıda, Dzeko-Grafite forvet ikilisine kanatlardan ve uzun paslardan top göndermeye çalışan Wolfsburg, son derece etkisiz bir oyun ortaya koydu. Fulham ise, Duff  sayesinde Wolfsburg beklerini geride tutmayı başardı ve ortadan gelemeyen rakibinin tek atak koridorunu da tıkamış oldu. Rakibinin aksine tek forvet (Zamora) ve onu destekleyen forvet arkası (Gera) ile maça başlayan Hodgson'un bu aldatıcı taktiği işe yaradı. Almanlar kanattan bindirmeler ve yüksek toplar beklerken, ilk pozisyon ortadan ve yerden kısa bir pasla geldi. Zamora o kadar güzel bir gol attı ki, gol olduğundan daha basit göründü. Fakat iki ayağını kullanışı, vücudu ile dönüşü ve sol ayakla vuruşu çok şıktı. Zamora'nın tek suçu, muazzam gollerin atıldığı bir haftada (Gecenin golü Hamburg'un 2. golüydü bence!) turu garantileyen golü çok erken (30. saniye) ve çok basitmiş gibi atmasıydı.

Forvetsiz takım dizilişlerinin tartışıldığı bir futbol gündeminde, hala ikili forvetle oynayan takımlar bulmak ilginç doğrusu... Halbuki, iki forvetle oynayan takımları durdurmanın yolu kolay: golcüyü değil gol pasını verecek olanı tut ve ortasahada kalabalık ol! Kıta Avrupası'nın futbol terbiyesinden geçmiş Hodgson için yapılacak en mantıklı şey buydu ve ilk yarı boyunca buna uydu. Sonuçta da, Wolfsburg Dejagah oyuna girene kadar herhangi bir varlık gösteremedi. (Ofsayt olan gol de ciddi bir pozisyon değildi)


Dejagah'ın girmesi ile çakılı kalan forvet ikilisi (bir pozisyonda birbirleri ile çarpıştılar!) ile etkisiz Musimovic arasına hareket ve yaratıcılık geldi. Bu hareketin bedeli belliydi: arkada boş alanlar bırakma. Fakat Fulham'da tek forvet Zamora'nın bazen ağır kalması, onun bıraktığı yerleri doldurması gereken Gera'nın forvet içgüdüsüne sahip olmaması, kanatlardan gelen pek çok topun kötü değerlendirilmesine sebep oldu.

İkinci yarı, ilk yarıdaki satranç oyununun aksine daha açık ve daha serbest oynandı. Tur için 3 gol atması gereken  Wolfsburg etkili bir kaç pozisyon yakaladı fakat yetmedi. Fulham da boş durmadı, kendine bir kaç pozisyon yarattı. Özellikle maçın son anlarında iki kalede de çizgiden çıkan toplar nefesleri kesti fakat 90 dakika bittiğinde aklımızda iki şey kalmıştı: Hodgson sahiden de denildiği kadar kurt bir hoca, Wolfsburg da Musimovic formda olmadığı zaman sıradan bir Bundesliga ekibi.
Devamı - Wolfsburg 0 - Fulham 1

21.08.2009

Keita'dan Bay Çok Bilgiç'e Sevgilerle


İlk yarı sonucu:
Keita: 2 Gürcan Bilgiç:0

Maç skoru:
Haldun Üstünel: 5 Levadia: 0
Devamı - Keita'dan Bay Çok Bilgiç'e Sevgilerle

9.08.2009

FC Sion Hakkında İçeriden Şok Bilgiler - Bir Çivili Krampon Röportajı


Sion kenti, İsviçre'nin Frankofon ağırlıklı kantonlarından Valais'in başkenti... Kaderin bir cilvesi de diyebilirsiniz, Amerika'daki yakın dostlarımdan Matthias'in ailesi de bu kantondan geliyor. Hatta parmağında gösterişle ve gururla taşıdığı kendi klanını simgeleyen arma işlemeli devasa bir yüzüğü bile var. Her ne kadar kendisi bu kantonun Almanca konuşulan bir yöresinden gelsede, Matthias Sion takımını hemen benimseyip bu maçla ilgilenmeye başladı. Ben de bunun üzerine heyecanlanıp kendisine Civili Krampon okuyuları için özel bir ropörtaj yapmak istediğimi söyledim. O da sağolsun hemen kabul etti.

Matthias'la olaylı Türkiye- İsviçre Maçından sonra tanışmıştık. Daha sonra beraber geçen seneki 2-1 lik maçı seyretmişliğimiz de vardır. Aklı başında evli barkli bir adamdır. Fakat malesef kendisinin futbolla alakası çok az olduğu için röportajımda pek de doyurucu cevaplar alamadım. En sonunda herhalde sorularımla biraz kendisini sıkıştırdığımdan olacak, tepesi attı ve ropörtajımız sona erdi. Yine de Sion takımı hakkında yerel bilgi teşkil edecek mini ropörtajımı burada yayınlamaya karar verdim. Röportajı İngilizce orijinalinden çevirdim fakat bazı kısımları okuyucunun genel ahlakına olumsuz etkiler yapabileceği için benim tarafımdan tekrar düzenlendi. Keyifle okuyunuz:

Juoppo: Fenerbahçe Sion'la eşleşti. Yine bir Türkiye İsviçre Kapışması. Ne diyosun?

Matthias: Aa ne zamanmış? Bu arada maç sonunda biraz utanacağım sanırım. Sion benim ailemin geldiği kantonun takımı.

Juoppo: 20-27 Ağustos tarihlerinde. Üzgünüm ama maçtan sonra bizim taraftarlar sizin kantondaki bütün bebekleri yiyecek.

Matthias: Benim yeni doğmuş yeğenim orada yaşıyor seni barbar!

Juoppo: Öhm. Merak etme söylerim ona bir şey yapmazlar. Okuyucularımız FC Sion'u merak ediyor. Bize içeriden birisi olarak biraz bilgi verebilir misin?

Matthias: Malesef hiç bir bilgim yok. Ama orası gerçekten çok güzel. Bir çok şarap üreticileri var. Bunun yanında tarihi şatolar ve kiliseler de cabası.

Juoppo: Çok güzel. Bunlar bana şimdilik yeter. Okuyucularıma senin takımından cok utandigini. Tanrıdan tek dileğinin Türklerin Valais'i yönetmesi olduğunu söyleyeceğim. Senin için bir mahsuru var mı?

Matthias: Söyle o okuyucularına Sion Fenerbahçe'yi İsviçre'ye geldiğine geleceğine pişman edecek. Tanrı o akşam Fenerbahce'nin yaninda olsun diye dua edebilirsiniz, fakat sizi bizim elimizden O bile kurtaramayacak...

Not: Ne kadar saçma duyulsa da bu konusma gerçektir.
Devamı - FC Sion Hakkında İçeriden Şok Bilgiler - Bir Çivili Krampon Röportajı

7.08.2009

Gelsin Kuralar!

Kuralardan sonra gördük ki, Sivasspor'a Avrupa'da aman yok! Anderlecht faciasının dumanı hala tüterken, geçen senenin en formda 2-3 takımından biri olan S. Donetsk, Yiğidoların rakibi oldu. Lucescu'nun sağlık durumu ne vaziyetlerde bilgim yok fakat eğer takımın başında Sivas'a gelirse, onun tohumlarını ektiği futbol mantalitesinin 5 yıl sonra nasıl bir garabete dönüştüğünü görebilir.

Galatasaray için diyecek bir şey bulamıyorum. Adamlar Avrupa Ligi'ne ulaşmak için Avrupa'nın kenarında köşesinde kalan takımların hepsiyle oynamak zorundalar sanki, bu turu geçerse, adet yerini bulsun diye bir de Kıbrıs Rum Kesimi takımlarından biriyle hazırlık maçı yapsın da, periferi turunun hakkını versin. Oynadığı takımlardan çok gittiği yol GS'li oyuncuları daha çok yordu bu eleme turlardında, orası kesin!

Fenerbahçe de Galatasaray'ın aksine Avrupa'nın tam da göbeğine düştü. Allahtan merkezdeki en güçsüz iki ligden biri olan İsviçre Ligi'nden Sion çıktı da, Fenerbahçe'nin de Avrupa macerası erken sonlanmaktan kurtuldu. Tahminim deplasmanda zor bir maç olur, Fenerbahçe evinde ise galibiyeti alır.

Trabzonspor için tahmin yapmak çok güç, yapanlar buyursunlar yorumlarına yazsınlar. Türkiye liginin açık ara en dengesiz takımı, Fransa'nın en dengesiz takımlarından biri ile karşılaşıyor. Zaten Fransız ligi, Lyon dönemi dışında, düşenin de şampiyon olanın da sürprizlere en açık klübü. Toulouse 2003'te Ligue 2 'yi kazanmıştı, yeni yetme bir takımdı, şimdi ise ligi dördüncü bitirip yıllar sonra kıtasal turnuvalara girmeye hak kazandı. Gelecek sezon tekrar düşerlerse şaşırmam, her ne kadar bir Lens kadar, Caen kadar dengesiz sonuçlar almasalar da, yorumcu tabiriyle 3 ihtimalli bir sonuç bekliyorum her iki maçtan da.

Beşiktaş'ın ise Avrupa maratonu gelecek ay başlayacak. Bakalım hangi dev takımları buradan eli boş göndereceğiz? (Deplasmanlar hakkında iddialı konuşma geleneğine son verdim. Beşiktaş bu Chelsea'yi yener, Liverpool'dan 8 yer.)

Not: Fotoğrafta sevinenler Toulouse taraftarları, takımlarının UEFA'ya gitmesini kutluyorlar. Trabzonspor da UEFA'ya gittiği için teknik direktörünü kovmuştu.
Devamı - Gelsin Kuralar!