Wolfsburg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wolfsburg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.04.2010

Wolfsburg 0 - Fulham 1

Sahadaki İngiliz takımı Alman gibi futbol oynadı, Alman ekibi ise İngilizler gibi oynamaya çalıştı. İlk yarının kısaca özeti bu oldu... Musimovic'in etkisiz kaldığı ilk yarıda, Dzeko-Grafite forvet ikilisine kanatlardan ve uzun paslardan top göndermeye çalışan Wolfsburg, son derece etkisiz bir oyun ortaya koydu. Fulham ise, Duff  sayesinde Wolfsburg beklerini geride tutmayı başardı ve ortadan gelemeyen rakibinin tek atak koridorunu da tıkamış oldu. Rakibinin aksine tek forvet (Zamora) ve onu destekleyen forvet arkası (Gera) ile maça başlayan Hodgson'un bu aldatıcı taktiği işe yaradı. Almanlar kanattan bindirmeler ve yüksek toplar beklerken, ilk pozisyon ortadan ve yerden kısa bir pasla geldi. Zamora o kadar güzel bir gol attı ki, gol olduğundan daha basit göründü. Fakat iki ayağını kullanışı, vücudu ile dönüşü ve sol ayakla vuruşu çok şıktı. Zamora'nın tek suçu, muazzam gollerin atıldığı bir haftada (Gecenin golü Hamburg'un 2. golüydü bence!) turu garantileyen golü çok erken (30. saniye) ve çok basitmiş gibi atmasıydı.

Forvetsiz takım dizilişlerinin tartışıldığı bir futbol gündeminde, hala ikili forvetle oynayan takımlar bulmak ilginç doğrusu... Halbuki, iki forvetle oynayan takımları durdurmanın yolu kolay: golcüyü değil gol pasını verecek olanı tut ve ortasahada kalabalık ol! Kıta Avrupası'nın futbol terbiyesinden geçmiş Hodgson için yapılacak en mantıklı şey buydu ve ilk yarı boyunca buna uydu. Sonuçta da, Wolfsburg Dejagah oyuna girene kadar herhangi bir varlık gösteremedi. (Ofsayt olan gol de ciddi bir pozisyon değildi)


Dejagah'ın girmesi ile çakılı kalan forvet ikilisi (bir pozisyonda birbirleri ile çarpıştılar!) ile etkisiz Musimovic arasına hareket ve yaratıcılık geldi. Bu hareketin bedeli belliydi: arkada boş alanlar bırakma. Fakat Fulham'da tek forvet Zamora'nın bazen ağır kalması, onun bıraktığı yerleri doldurması gereken Gera'nın forvet içgüdüsüne sahip olmaması, kanatlardan gelen pek çok topun kötü değerlendirilmesine sebep oldu.

İkinci yarı, ilk yarıdaki satranç oyununun aksine daha açık ve daha serbest oynandı. Tur için 3 gol atması gereken  Wolfsburg etkili bir kaç pozisyon yakaladı fakat yetmedi. Fulham da boş durmadı, kendine bir kaç pozisyon yarattı. Özellikle maçın son anlarında iki kalede de çizgiden çıkan toplar nefesleri kesti fakat 90 dakika bittiğinde aklımızda iki şey kalmıştı: Hodgson sahiden de denildiği kadar kurt bir hoca, Wolfsburg da Musimovic formda olmadığı zaman sıradan bir Bundesliga ekibi.
Devamı - Wolfsburg 0 - Fulham 1

20.10.2009

Almanya Şampiyonu vs. Türkiye Şampiyonu


Sorabilirsiniz, niye benzer bir kıyaslamayı Manchester United maçı öncesi yapmadın diye, doğrudur orada da İngiltere Şampiyonu vs. Türkiye Şampiyonu karşılaşması olmuştu. Fakat United zaten ülkesinde ve kıtasal maçlarda favori bir takım, Wolfsburg - Beşiktaş eşleşmesinde ise, geçen senenin iki kinder sürprizinin, mucizeden realiteye geçme mücadelesi olacak.
Wolfsburg tarihinde ilk kez geçen sezon şampiyon oldu, Beşiktaş ise favori gösterilmediği bir sezonu çifte kupa ile kapadı. İki takım da bu sezon, bir öncekine göre vasat bir performans gösteriyor. Gerçi Wolfsburg 5. sırada olmasına rağmen, Bundesliga'nın şampiyonluk kuralı olan "Ne yaparsan yap, sıralamada Bayern'in üstünde ol" kuralına hala uyuyor (B.Münih 6. sırada).

Maçın akıbeti ne olacak bilmiyorum, açıkçası Wolfsburg maçın favorisi gözükse de, Beşiktaş bu, tutar oradan puan alır, aynı takıma sonra İnönü'de yenilip, sonra da bir galibiyet daha alıp 6 puanla grupta kalmayı başarabilir. Fakat sonuçta, yarınki maç, sadece iki takım arasında olmayacak, 2 lig arasında olacak, kan kaybeden Türkiye Ligi ile gözünü İngiltere ve İspanya'nın ardından 3. büyük lig olmaya dikmiş Alman Ligi arasında olacak. Almanya ile Türkiye arasında son zamanlarda örtülü bir futbol savaşı var; Emperyalist olamamanın acısını hep çeken Almanya, futbolda da yetenekli oyuncu ithal edeceği, eski sömürge, yeni ucuz futbolcu pazarı ülkelere sahip olmadığı için, kendi içindeki "yabancılara", özellikle de Türk kökenli Almanlara yöneldi. Farkındaysanız, Hamit'ten beridir, Almanya'dan üst düzey takımlarda oynayan bir oyuncu milli takımımıza gelmiyor. Mesut Almanya'yı tercih etti, Mesuttan daha da büyük bir kayıp olan Serdar Taşçı var, daha alt takımlardaki oyuncularla beraber 27 Türk kökenli oyuncu Alman Milli Takımları'nda oynuyor. Uzun lafın kısası, Almanya ile sürdürdüğümüz "gurbetçi" savaşını kaybettik, bari ligler arası savaşta onurumuzu kurtaralım.




Devamı - Almanya Şampiyonu vs. Türkiye Şampiyonu

7.04.2009

Manchester United Dzeko'yu İstiyor


Edin Dzeko için işler gayet iyi gidiyor. Takımı Wolfsburg geçen haftasonu Bayern Münih'i 5-1 ile bozguna uğrattı. Milli Takım'ı Belçika'yı yendi. Üstüne bir de bu sabah Daily Star'da çıkan transfer dedikodusu gerçekleşirse, bu sene Dzeko'nun senesi olabilir. Geçen sene nasıl Arşavin'in senesi olduysa, belki de bu sene, Bosnakların 2010 finallerine katılması halinnde hatta 2010 da bu sürece dahil olabilir, Dzeko'nun senesi olabilir.

Bu arada Bosna-Hersek'e desteğimiz devam ediyor.
Devamı - Manchester United Dzeko'yu İstiyor