Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.04.2010

Federasyona Yürüyüş Hakkında



Beşiktaş taraftarı federasyona yürüme kararı almış. Protesto edebilirler bununla ilgili bir derdim yok, fakat ortada garip bir durum var. Mesele TFF'yi protesto etmekse bunu niye Beşiktaş taraftarı tek başına yapıyor. Her takım işine geldiği zaman zaten federasyona ya da hakemlere çatmıyor mu? 

Şimdi eğri oturup doğru konuşmamız gerekirse, hangi taraftar grubu olursa olsun, futbolda döndüğü iddia edilen tezgahları protesto etmek istiyorsa, işin samimiyeti ve sonuç vermesi için öncelikli adresi diğer camialar olmalıdır. Yoksa bugün Beşiktaşlılar toplanır, yarın Bursalılar, ertesi gün Fenerbahçeliler... Birkaç gün haber olur, birileri provakasyon yapmaya çalışır, belki birkaç aklı evvel de gerginlik yaratmayı başarır. Sonuçta ne değişir? Hiç bir şey... 

Bir kaç gündür çok takıldığım şu "Beşiktaşlı Duruşu" var ya, işte bunun gerçekten varolduğunu kanıtlamak için iyi bir şans olurdu bu gösteri fakat şimdilik fırsat kaçmış gibi görünüyor. Keşke, bu karar aceleden alınmasa ve en azından İstanbul'un diğer büyük kulüplerinin taraftarları ile birlik olunup bir gösteri düzenlenseydi. Takımdaşlarımın moralini bozmak istemem ama bu gösteri bu haliyle, fazlasıyla tek sesli, fazlasıyla samimiyetten uzak... 

Darılmak yok, dost acı söyler... 
Devamı - Federasyona Yürüyüş Hakkında

19.04.2010

Taraftar Demişken...

Kendi takımdaşlarımın Beşiktaş taraftarlığını aşırı romantize etmesi ve sanki Fuzuli'nin beyitlerinde dolaşır gibi takım sevgilerini ifade etmeleri bana hep garip gelmiştir. Tribünlere ve taraftarlara bakınca açıkçası, takımların çok da farkettiğini sanmıyorum. Sahada ana avrat düz giden adamın nasıl bir farklı taraftar profili olur bir türlü anlamam. Neyse bu Beşiktaş'ın romantize edilmesi konusu ayrı bir yazı dizisi olur, buradaki asıl problem dünkü "balon olayı". 

Fenerbahçeli taraftarların yaptığı kalitesiz espriye zaten gülecek insanla işim olmaz. Kötü fikir, kötü tasarım (bir kere köpek çok sevimli ulan!) ve berbat bir mesaj kaygısı. Fakat, Fenerbahçe'ye saldırma alışkanlığı üzerinden kendi taraftarlığını tanımlayanlara gün doğmuş, hemen ahlak zabıtası üniformalarıyla cezayı kesivermişler. Şimdi ben bu taraftarlar ile, yeri geldi stad önünde, yeri geldi Kazan'da "fenere operayı" söylemedim mi? Ya da bu taraftar, maç esnasında yeri geldi kendi Başkanına bile ana avrat düz gitmedi mi? Anlayamadığım bir durum; bu kadar çelişkiyle yaşayabilmek, kendi mutfağın pisken, başkasınınkine karışabilmek... 

Fenerbahçe camiası, Beşiktaş caiması neyse odur aslında... Merhum "ırkçı" yazarımız İslam Çupi'nin bayat sözlerine ihtiyaç yoktur Fenerbahçe'nin büyüklüğünü anlatmak için, Beşiktaş ve Galatasaray ne kadar büyükse o kadar büyüktür işte... Diğerleri ne kadar ahlaklıysa, o kadar ahlaklıdır; ne kadar dürüstse, şikeci değilse, diğerleri kadardır... "Ayrı mahallenin çocukları", "Suyun öteki tarafı" edebiyatı yapmanın alemi yok, CHP ne kadar solcu, ne kadar düzen karşıtı, ne kadar farklıysa, Beşiktaş da o kadar farklıdır, düzen karşıtı ve solcudur işte. Bu "Beşiktaşlılık duruşu" da yeni icat oldu: zannedersin herkes yanlış, bi biz doğruyuz... 

Eğer kendini illa "ayrı bir mahallede" tutmak istiyorsan, gel hep beraber iyi futbolun, ahlaklı sporun peşinden giden   futbol dilencilerinin mahallesine taşınalım. Taraf tutmayan anarşistler onlar, bu futbol düzeninin bugları, göz önüne getirilmeyenleri... Ne taraftar, ne müşteri olmak isteyen, seyirciler onlar... Sayıları az, adresleri bulanık ama gerçekten de "ayrı mahallenin çocukları" olanlar onlar.. 

Devamı - Taraftar Demişken...

7.04.2010

MasterCard'ın BJK Taraftarlı Yeni Reklamı


MasterCard dün akşam Arsenal-Barcelona maçı devre arasında yeni reklamını yayınladı ve bir anda herkesin ilgisini üzerine çekti çünkü 1 dakika süren reklamda farklı taraftar grupları gösterilirken Türkiye'den de Beşiktaş taraftarı gösterilmiş. Gerçi çarşı gerekirse Mastercard'a karşı olur ama şimdilik onların da hoşuna gittiğine eminim. Videoyu sonra aradım, sözlükte buldum linkini, buraya da koyuyorum dün akşam izlememiş olanlar için:

Devamı - MasterCard'ın BJK Taraftarlı Yeni Reklamı

21.02.2010

Taraftar desteği altında


Ntvspor.net'ten bir alıntı: "Bir maç eksiğiyle lider Galatasaray'ın 8 puan gerisinde 22. haftaya giren siyah-beyazlılar, taraftar desteği altında oynayacağı maçtan 3 puanla ayrılmanın
hesaplarını yapıyor."
Hey gidi hey, ne günlere geldik dostlar! Artık spor haberlerinde bir maçın
taraftar destegi altında oynanıp oynanmayacağını soyleme gereği hissediliyor.
Futbol elden giderken tıklım tıklım yarı-yarıya bolüşülmüş gündüz derbilerinin o eski fotograflardaki güzelliği bir daha asla yasanmayacak günlerin nostaljisiyle eriyip gider...
Ayrıca "taraftar desteği altında" ne yahu, ağır yağış altında gibi? Yoksa "taraftar kösteği" altında mı oynanacak derbimiz? Endişelenmelimiyiz?

Devamı - Taraftar desteği altında

25.11.2009

35 buçuk atmak!


Olay 2005 yılından yanılmıyorsam, İzmir'deki yerel bir kanal Karşıyaka ile ilgili yorumlar yaparken, bir anda olaylar gelişir...





Devamı - 35 buçuk atmak!

26.10.2009

Ezeli Rekabet Son Durum: Kim Kimi Nerede Dövdü?

Saat 13:00 Haber Bültenine Göre Ezeli Rekabette Son Durum:

Diyarbakır'da, Fenerbahçe atkısını havada sallayan kadına, Galatasaraylılar saldırdı, Fener defansı tek kişiyle yakalanınca golü yedi: 0-1



Gole cevap Şanlıurfa'dan geldi, bu sefer Galatasaraylılar az adamla yakalandılar, Fener affetmedi: 1-1

Edirne'de taraftarlar birbirine girdi, goller karşılıklı atıldı: 2-2

Ankara'da ise, müthiş bir mücadele yaşandı: bir grup Galatasaraylı Fenerbahçe formasını yakmaya çalıştı, araya giren Fenerli, tek başına bütün defansı hallaç pamuğu gibi attı, formayı kapıp kaçtı: 3-2... Buna cevap Galatasaray taraftarından geldi, hemen yeni bir forma bulup onu yaktılar, Fenerliler'in gol sevinci uzun sürmedi: 3-3...

Maç İstanbul'da dün oynandı ama, dün gece ve bugün taraftar kendi maçını oynamaya devame ediyor, hem de tüm Türkiye genelinde...

Son gelişmeleri size bildireceğiz....
Devamı - Ezeli Rekabet Son Durum: Kim Kimi Nerede Dövdü?

10.05.2009

Son Bilet Kriterleri


Türkiye Süper Ligi'nin bitmesine sadece 3 hafta kaldı. Ligin altı birbirine girmiş durumda. Kocaelispor ile Hacettepe artık lige veda etti diyebiliriz. 16. sıradaki Konyaspor'dan 10. sıradaki Gençlerbirliği'ne, hatta 9. sıradaki Ankaraspor'a kadar etkisini gösteren can pazarı havası devam ediyor. Bank Asya 1.Lig'den ise Manisaspor ve Diyarbakırspor Süper Lig'e geri döndü. Bu durumda 2 klasman arasında yer değiştirecek 1'er takım kalıyor.

Bu 2 takımın kim olmasını isterdiniz diye sorarsanız herkes farklı isimler telaffuz edecektir. Belli bir takım tutanlar için desteklediği takımların bir üst kademede olması, belki de memleketinin en aşağı 1 sezon daha Süper Lig'de göz önünde temsil edilecek olması, şehir isminin her hafta duyulacak olması nedeniyle prestijinin artacak olması, 3 büyükler sahasına geldiğinde kasalarının daha da dolacak olması, ve özellikle bu büyük takımlarla oynarken şehrin ve takımın mercek altında olacağını bilmeleri en önemli nedenler.

Benim, Süper Lig'e çıkacak ve ligden düşecek son takımlar arasında özel olarak sempati duyduğum bir takım yok, ancak bu son takımın hem gerçekçi, hem de subjektif nedenlerden dolayı bazı kıstaslara uymasını istiyorum. Hatta sayacağım maddelerin ilkinin üzerinde TFF'nun dikkatle düşünmesi ve bazı engellemeler koyması gerektiğini düşünüyorum.

1- Belediye ve siyasi destekli takımlar:

Herhangi bir ülkede devleti yöneten partilerin, veya, il ve ilçelerin yerel yönetimlerini üstlenen belediyelerin öncelikli görevi, elindeki kaynakları verimli kullanarak bulundukları yöreye yahut tüm ülkeye bu kaynakları hizmet olarak geri döndürmeleridir. Bu dönüşüm birçok şekilde olabilir. Kontekst itibariyle, yeni spor alanlarının oluşturulması ve sporcuya istihdam sağlamak olabilir, yeter ki halka o ya da bu şekilde bir katma değer versin. Şu anki belediye takımlarının durumlarını incelersek, ilk bakışta bazı kriterleri sağlar gibi gözükse de aslında amacını aşan kulüpler olmuş durumdalar, Süper Lig'in 2 büyükşehir belediye destekli Ankara ve İstanbul kulüpleri.
Aslında, 2 büyük şehrin de kendine uygun taraftar profilleri oluşmuş durumda. Özellikle İstanbul'da 3 büyük takımdan ötürü taraftar enflasyonu, ve bu 3'lünün yanında yerel birçok takım varken, belediye'nin takıma yaptığı yatırımın, ekstra futbol sevgisi, bilinci, veya belediye'ye artı gelir olarak geri döndüğünü hiç sanmıyorum; hem de vasat bir takım görüntüsü çizerken, belli hedefler doğrultusunda kendini geliştiremezken. Belediyeler, bu tarz kulüplerin kendi altyapısını kurup, kaliteli oyuncular yetiştirmesine önayak olursa, veya bağlı olduğu il/ilçenin ekonomik olarak darda olan kulüplerine tesis desteğinde bulunursa ancak, futbola (veya herhangi başka spora) yardımda bulunmuş olur.
Futbol taraftarlığının ve ilgisinin daha çok oturması açısından, belli bir taraftar kitlesi bulunan il/ilçenin takımının Süper Lig'de yer almasının, herhangi bir belediyenin çalışanlarının ellerine bilet tutuşturup zorla 23 Nisan gösterilerine yollar gibi maça göndermekten daha etkili olacağını düşünüyorum.

Ankara'da daha kamufle edilmeye çalışılsa bile aslında benzer durum sözkonusu. Her ne kadar zamanında siyasi destek ile ayakta kalmış olsa bile Ankaragücü'nün lokal bir taraftar potansiyeli, Gençlerbirliği'nin az sayıda da olsa 2000'lerin başındaki başarıları ile özellikle üniversite öğrencileri arasında kazandığı bir sempati var. Ayrıca Ankara'da, 3 büyük İstanbul takımının taraftar sayısı da hatrı sayılır düzeyde, hatta belki bu 2 takımdan bile daha fazla. Belki Ankara'nın Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nden daha başarılı bir takıma ihtiyacı var, bu da Ankaraspor adı altında olabilir (Ankaraspor'un kendi sayfasında belirtildiği gibi). Ancak bu takımın mali açıdan belediye tarafından destekleniyor olması, kulübe haksız bir gelir sağlıyor (Ankara veya İstanbul halkından kim Batak veya Tjikuzu'nun aylık maaşını ödemek istiyodur?). Kulüplerin bence tek şekilde kazanç sağlaması gerek, o da kendi gelirleriyle (bu durumda Türkiye'deki en iyi örnek Gençlerbirliği'dir), veya zor durumda kalınca alınabilecek kredilerle giderlerini kompanse etmesi . Diğer bir yol ise kulüp yöneticilerinin kendi cebinden giderleri karşılaması olur ki, o da benzer şekilde, o yöneticinin, çalışanının emeğini belki de istemediği kulübe harcaması anlamına gelir. Neyse, konunun dışına çıkmayalım.

Sadece belediye takımları değil, siyasi desteği malum olan başka takımların da Süper Lig'de varolabilecek olması beni rahatsız ediyor. Bu, yine belediye veya devlet bütçesinden bir kısım servetin o takımın oyunucularının cebine milyon dolarlık maaş olarak gitmesi anlamına geliyor. Zaten şaibelerin diz boyu olduğu ligimizde, siyasi desteğin futbolun içine girmesinin, daha doğrusu içinden çıkmamasının -dolaylı yoldan isterse 3 büyük, isterse taraftarı hiç olmayan bir kulüp olsun- ; taraftarsız ve ekonomik durumu kötü olan, yönetimsel olarak kardeş kulüplerin varolduğu ligin sonu, İtalya'daki 2005-2006 sezonu olur.


2- Taraftarı, stadı olan ve lokal derbilerin tekrardan oluşmasını sağlayacak takımlar:

Daha romantik bir yaklaşım yapmak gerekirse... Tüm profesyonel sporlar arasında, (A.B.D. ve Hindistan gibi bir elin parmak sayısını geçmeyen ülkeyi resim dışında tutarsak) bir tek futbol, büyük kitleleri peşinden tutkuyla sürükleyebilen spordur. Ve belki de takımların sahadaki varlığı kadar, onları ateşleyen, evsahibi-deplasman farkının ortaya çıkmasını sağlayan taraftarlar, ve taraftar grupları futbolu bu kadar çekici hale getiren. Yoksa, en resmi dilli gazetelerde bile yer alan günlük 2-3 sayfa futbol haberi yerine farklı bölümler koyulurdu. Sonuçta tüketim toplumuyuz ve belli bir konu hakkındaki haber sayısı talep miktarına göre artıyor veya azalıyor. Bu durum, futbolun toplum tarafından ne kadar sevildiğinin göstergesidir.
Tabii ki amaç gazetelerde daha fazla haber çıkmasını sağlamak değil, ancak futbol şovunun içinde futbolcular dışında başka şeylerin olduğunu da hatırlamak gerek. Futbol dışında, renklere olan tutku da oyuna artı (yer yer eksi) dinamikler kattığı için belli bir taraftar kitlesiyle temsil edilen takımların Süper Lig'e şahsen daha çok yakıştığına inanıyorum.

Süper Lig'de taraftarsız 2 kulübün maçı yerine bir Karadeniz, Ege, Güneydoğu, ya da Akdeniz derbisi görmek isterim, takım isimleri ise hiç mi hiç önemli değil, yeter ki o rekabet duygusu bölgede hissedilsin. Bir Orduspor-Giresunspor, Göztepe-Karşıyaka, Diyarbakırspor-Gaziantepspor, Antalyaspor-Adanaspor'un belli bir bölgede rekabet içinde olması, o takımların yapıcı olarak lehine olacaktır.
Benzer şekilde büyük bir takım, başka bir şehre maç yapmaya gittiğinde baskın taraftar grubunun, o şehrin taraftarının olması hoşuma daha çok gider, nitekim ligimizin gizli isimlerinden biri "Türkiye Deplasmanlı 1. Futbol Ligi". Yoksa, işin deplasmanının sadece 500 kmlik yorucu otobüs yolculuğu ile kalmaması gerekiyor.

Bu kriterler dışında TFF'nun Süper Lig'in kalitesini artırması için başka alt limitler de gerekiyor, örneğin yaz/kış demeden futbol oynanmasına olanak sağlayan bir stad, kulüp mali tabloların düzenlenmesi, vergi kontrolü, vs... Artık onlara da başka yazıda değiniriz.

Sanırım kısaca bahsetmeye çalıştığım bu kriterler, bugünkü ateş hattında hangi takımlara daha fazla sempatiyle yaklaştığımı açıklıyor, ve bu konuda yalnız değilim, özellikle 1. madde hakkında.
Devamı - Son Bilet Kriterleri

7.04.2009

Tansiyonun Çıktığı An

Önce Kayserispor maçı öncesi polisin kontrolsüz müdahalesi ve yaşanan olaylar, arkasından BJK yönetiminin aman ceza almayalım diye yaptığı garip açıklama. Sonrasında da bugün takip ettiğim bloglardan eksibesiktas'ta verilen köşe yazısı linki.

Öyle bir hava yaratılıyor ki, Beşiktaş taraftarı gerilsin de, bir olay çıksın da, sonrasında da BJK alabileceği en ağır cezayı alsın böylece camianın moraller dibe vursun. Gazetelerin hiçbirini okumamamın sebebidir bugün eksibesiktas'ta verilen kose yazısı. Hangi takımın ya da grubun kontrollünde olursa olsun, taraflı spor yazarlığı en sonunda sizi utanç duyulacak noktalara getirir. En kötüsü de siz yazdıklarınızdan utanç duymazsınız, fakat vicdan ve haysiyet sahibi pekçokları bunu sizin yerine fazlasıyla duyar.

"4 polisin yaralandığı" olaylar diye yaşananları geçiştirmek, orada gaz bombaları altında kalanları, 1 metreden tazyikli su yiyenleri, çocuğunu maça götüreyim derken dayak yiyenleri, sadece takıma destek olayım diye düşünürken klübü tarafından yalnız bırakılanları kısacası o gün orada bulunan binlerce kişiyi, onların durumuna üzülen, isyan edenleri de yok saymaktır. Beşiktaş belki 3. büyüktür, bazıları belki de artık büyük takımdan bile saymıyordur, taraftarını sevmeyeni de çoktur, şampiyonluğa oynaması belki bazılarını rahatsız ediyordur ama kimse şunu unutmamalı ki, bu camia nerde nasıl davranması gerektiğini bilen bir camiadır. Birkaç kişinin, "aman bunlara dikkat edin, ne yapacakları belli olmaz" tarzı yorumlarıyla bir kalemde silip atılamayacak bir camiadır. Ve son olarak, "azgın beşiktaş taraftarı"ndan korkanlara kötü bir haberim var, eğer yakından tanıdığım bu camia son 48 saatte tamamen değişmediyse, bu sezon daha çok şampiyonluk yürüyüşü yapacaktır.

Eksibesiktaski yazı icin

Besiktas Yonetimin "özür" yazısı için

P.S. Her ne kadar işin gücün ortasında tansiyonumu tavan yaptırtsalar da, bu yazıyı farketmemi sağladıkları için eksibesiktas blogundaki arkadaslara tesekkürler.
Devamı - Tansiyonun Çıktığı An

5.04.2009

BJK Yönetiminden Olaylarla İlgili Resmi Yazı



Dün oynanan maçtan önce çıkan olaylarla ilgili BJK Yönetimi'nin resmi açıklaması

"Bugün oynanan Beşiktaş-Kayserispor maçının öncesinde Beşiktaş taraftarları Barbaros Bulvarı'ndan itibaren Futbol Takımımız'ı getiren otobüse eşlik ederek, Takımımız lehine tezahüratlar yapmak için biraraya geldiklerinde maalesef son derece üzüntü verici olaylar meydana gelmiş, taraftarlar arasına giren, davranışları asla kabul edilemeyecek bazı gruplar polisimize karşı zaman zaman hoş olmayan davranışlarda bulunmuşlardır.

Özellikle polis teşkilatımızın 164. yılını kutladığımız böyle bir haftada sağduyudan, itidalden yoksun kişilerin görevlilere yaptığı bu yanlış hareketler Beşiktaş Camiası'nı ve Yönetimimiz'i derinden üzmüştür.

Ancak olaylar ve eylemlere müdahale sırasında birçok masum taraftarımızın maça gelişlerinde ve stadyuma girişlerinde zarar görmeleri, fiziki itiş kakış içinde kalmaları ve mağduriyete uğramaları üzüntümüzü daha da arttırmıştır.

Süper Lig'in son haftalarına girerken ve Takımımız tüm Camiası ile kenetlenip şampiyonluğu hedeflerken gerçek Beşiktaş taraftarlarının daha sakin, ölçülü hareket içinde olmaları gerektiğini, bugünkü olaylardan tekraren büyük üzüntü içinde olduğumuzu kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

Beşiktaş JK Yönetim Kurulu
"

Fotoğraf ise sanki bize başka bir şeyler söylemek istiyor, değil mi?

Fotoğraf için : http://www.mooka.info/resimci/images/getfileser.jpg
Açıklalam için : http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=14598
Devamı - BJK Yönetiminden Olaylarla İlgili Resmi Yazı

9.02.2009

Mesajı Kabahatinden Beter

Arkadaşım yanlış yaptınız, adamlarda bunu herkesin içinde gözünüze soktu. Sen daha neden üzerine gidiyorsun. Zaten ırkçılık gibi dünyanın olabilecek en berbat şeyini futbola, spora karıştırıp tribünden bağırmışşsın, oh ceza da almamışsın... Sus otur. Bak PFDK'ya sevkedilmiş Galatasaray az önce, tabi bu yüzden değil son açıklamadan dolayı sanırım. Futbol izleme zevkinin içine hep beraber ediyoruz...


Devamı - Mesajı Kabahatinden Beter