Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.04.2010

BJK Resmi Sitesi'nde 93 Beşiktaş-Trabzonspor Maçının Hikayesi

Elimde değil, ne zaman Trabzonspor ile maçımız olsa aklıma 1993'te oynanan ve 7-1 biten maç geliyor. O zamanlar 4 büyük takım arasında böyle büyük farklı skorlar olmazdı ve Trabzonspor yabana atılacak bir takım değildi. Fakat o gün, Beşiktaş ve Sergen özellikle çok iyi oynamış, Trabzonsporlu oyunculara oynama şansı bırakmamışlardı. İşte o maçın hikayesini, BJK resmi sitesine unutulmayan 16 maç başlığı altına koymuşlar. Bakalım o günleri nasıl anlatmışlar:

"Hiç durmadan yağan bir yağmur, insanı titreten bir rüzgar. Tribünlerde biletli 10 bin 460 seyirci hiç durmadan yaptığı tezahürat... İşte bu atmosferde fırtına gibi başlıyor Beşiktaş maça.
Henüz ilk dakikalarda kurduğu baskı sonuç veriyor Kara Kartal’ın... Orta sahada Sergen’e yapılan bir faulü hakem Erman Toroğlu avantaja bırakıyor, Metin’in ortasında da Mehmet topu Trabzon ağlarına gönderiyordu.

İkinci dakikada gelen ve Trabzon’u moral olarak çökerten gol, Beşiktaş’ı daha da şahlandırdı. 16’ncı dakikada bu kez Nartallo’nun vuruşu ağlara gidiyor, 4 dakika sonra Oktay farkı üçe çıkartan golü atıyordu. Herkes şaşkındı. Daha 20 dakika dolmuş ama maçı kazanan ve kaybeden belli olmuştu. Bundan sonrası, Beşiktaş için tarihi bir skora imza atmak için oynanacak bölümdü artık.

İkinci yarı başlarken Trabzon biraz daha gayretliydi. Ama golü bulan taraf yine Beşiktaş oldu. Sahanın yıldızı Sergen nefis hareketlerle götürdüğü topu Victor’un bakışları arasında ağlara gönderdiğinde, skorbord 49. dakikayı gösteriyordu.

Golün şokuyla sarsılan Trabzon savunmasında bir büyük hata Nartallo’yla 5. golü getiriyor, Şenol Güneş kenarda takımının yıkılışını seyrediyordu.

69’da Şota’nın şeref sayısının ardından Beşiktaş yine rakibinin üzerin bir kâbus gibi çöktü. Birbiri ardına kaçan gollerden sonra Oktay’ın 81., Mehmet’in 85. dakikalardaki golleri tarihi farkı skor tabelasına yansıtıyodu.

Gordon Milne yönetimindeki Kara Kartal, Trabzonspor’a tarihinin en ağır yenilgisini tattırırken ligde 12 hafta sonunda üçüncü sıraya yerleşiyordu.

Beşiktaş: Zafer Öğer, Rıza Çalımbay, Ali Günçar, Gökhan Keskin, Mutlu Topçu, Fani Madida, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın (dk. 77 Kadir Akbulut), Oktay Derelioğlu, Osvaldo Nartallo (dk. 77 Ali Gültiken), Metin Tekin.

Goller : Mehmet (2, 85), Nartallo (16, 51), Oktay (20, 81), Sergen (49), Şota (69)."


Bu akşam böyle bir skor beklemiyorum, fakat Beşiktaş'ın maçı alacağına dair bir inancım var. Bakalım sabah sabah Bay Tahmin'e döndük, hayırlısı olsun... 

Fotoğrafa gelirsek, maçta gol atanlardan Oktay ve Nartallo için ne yazık ki Beşiktaş ve sonrası pek parlak geçmedi. Nartallo'yu da bu bahane ile analım dedik...
Devamı - BJK Resmi Sitesi'nde 93 Beşiktaş-Trabzonspor Maçının Hikayesi

28.03.2010

Beşinci lig şampiyonu hayalleri



Hadi bakalım, diyelim Bursaspor sezon sonunda ligi tepede bitirdi ve şampiyon oldu. Zaten Ertuğrul Sağlam Beşiktaş'ta rahat çalışma ortamı bulamadığı için başarısız olmuştu, şimdi de Türkiye'nin en iyi teknik direktörü olduğunu kanıtladı. Birden herkes Sercan Yıldırım 9 formaları aldı, caddelerde gezerken sağda solda önün yeşil-beyaz formalarını gururla taşıyan insanlar görüyoruz. Bursaspor, İstanbul Ankara ve İzmir'de şampiyonluk turları düzenledi, kutlamalara binlerce kişi katıldı. Şimdi de bir bırakalım hayal kurmayı: alım gücünün düşük, kapitalizm
mekanizmalarının pek fazla gelişmemiş olduğu bir ülkede, hem de tek memeden üç buçuk koca enik sürekli emerken Bursaspor gibi (çoğunlukla) yerel bir güç olan bir takıma kalır mi şampiyonluk? Öncelikle bir ayrım yapmalıyız ve Şampiyon Olabilecek Takımlar ile Yukarıyı Zorlayabilen Takımlar arasında bir çizgi çekmeliyiz.

Bursanın puan farkıyla lider olması yine bu sene de sürpriz bir takım biraz heyecan yaratsın, biraz dikkat çeksin gündem oluştursun numarasidir. Sonunda da Bursa çakılmaya başlar, ve ligi 2.-4.luk arasında bitirir. Bu kadar eşitliksiz bir ülkeden nasıl adaletli bir lig çıkar ki? Bursalılar darılmasın, Bursasporla alakadar değil bu tespit. 2 senedir gördüğümüz gibi ligimizdeki kadro-yönetim-taraftar uçlusu bakımından yeterince güçlü herhangi bir takımın (fakat örneğin Diyarbakır harıç) Yukarıyı Zorlayabilen Takımlar arasına girmesinin zamanı gelebilir.
Fakat bu tip takımların ilerideki 3-5 sene içerisinde bu etkilerini sürekli hale getirmeleri, bir yandan da modern kapitalist yöntemlerle büyüyen futbol şirketlerinden nasıl daha fazla yağ çıkarabileceklerini öğrenmeleri şart. Oyuncularının medyatik ve popüler olmalarıyla, forma satışlarından, havuzdan vs. aldıkları yüksek gelirleriyle, Avrupa Ligi'ne katılıp kadrolarına birkaç Avrupa tecrübeli oyuncu daha katarak oradan elde ettikleri paralarla, diğer hizmetleri (mesela banka kartları sponsorluğu, ülkemizde cips, su markalarına vs. sponsorluk gibi ilginç varyasyonlar da mevcut) iyi derecede şirketleşmiş, önemli büyük alışveriş merkezlerinde dükkanları olan, 3.5 büyüklerle birçok farklı alanlarda çekişebilecek bir marka olmaları gerekiyor bir yandan. Türkiyede anca o zaman lig şampiyonluğunu gerçekten zorlayabilirler.

Fakat söylenmesi gereken bir nokta daha var: örneğin bu hafta "Bizans" taraftarları ilk defa bir Belediye-Bursa maçını heyecanla takibettiler. Başarı, bu tip takımları önemli duruma getiriyor ve maçları izleniyor, göz aşinaliği sağlanıyor bu ekiple ve renkleriyle. Bursa bu iyi gidişatını
birkaç sezon koruyabilirse ancak (Sıvasın bütün oyuncularını bırakıp küme düşmemeye çalışma hezimeti gibi değil) büyükler gibi paraya ve güce sahip olabilme imkanı olabilir, bunlar tabi Bursaspor yönetiminin uzun sürede alacağı kararlara, ve öngörülerine direk olarak bağlı.

Yine de sonuç olarak Bursa veya başka bir 5. şampiyon olma potansiyeline sahip takım, sportif başarıdan bağımsız olarak, anca günün kapitalist düzeni içerisinde, forma satışlarıyla, reklamlar, sponsorluk anlaşmalarıyla en azından Trabzonspor kadar önemli bir güç olursa Şampiyon Olabilecek Takımlar arasına girebilir. Bursa ise önümüzdeki YILLARDA bu oyunu nasıl oynaması gerektiğini öğrenirse o zaman 5. şampiyonumuz 5. büyük ilden çıkar. Bize de sırf "oh be, yeni bir takım şampiyon oldu" diye şampiyonluk kutlamalarına katılmak düşer.

Devamı - Beşinci lig şampiyonu hayalleri

28.11.2009

Liverpool(Everton) - Trabzon Hattı


Malum Hikmat Karaman hadisesinden sonra Uğur Meleke yazmıştı,teknik adamlar sendika kursun diye.Yoksa daha önce Erhan Altın'ın hemen ardından Nurullah Sağlam'ın ve son olarakta Hikmet Karaman'ın başına gelenler,futbol piyasasında birbirinin türevi olarak yer alan diğer teknik adamların da başına gelecektir kuşkusuz.Tabii,greve giden memurları "sonuçlarına katlanırsınız" diye uyaran bir siyasi otoritenin hakim olduğu ülkemizde teknik direktörlerden de böyle bir cengaverliği beklememiz biraz hayalcilik olur doğrusu.Ancak geldiğimiz nokta,bunu yapmamızın farz olduğunu göstermektedir.Aynı zamanda bu,ülkenin henüz oluşmamış futbol bilincine de olumlu katkıda bulunmuş olacaktır.Bunu şöyle düşünelim:David Moyes 2002 yılından beri Everton'ı çalıştırıyor.Liverpool'la Trabzon şehirlerini coğrafik ve en önemlisi demografik olarak bir tutacak olursak,ayrıca bulundukları liglerdeki konumları da pek farklı olmayacaktır.İstanbul hegemonyasına kafa tutabilen bir Trabzon ve aynısını Londra ekiplerine karşı yapan Liverpool.Dolayısıyla potansiyellerinin aynı olduğunu söyleyebiliriz.Ancak aşağıda vereceğimiz örneklerle hangi şehrin takımının,hangi mekanizmalarla takımına,şehrine ve nihayetinde ülkesinin futbol bilincine katkıda bulunduğunu göreceğiz.

Şimdi David Moyes-Trabzon bağlantısnı sağlamlaştıralım.Everton'ın istikrarlı orta saha oyuncusu,isminden dolayı Türk kökenli olduğu söylentileri olsa da İbrahim Altınsay'dan sanıldığı gibi Türk kökenli değil İran asıllı olduğunu duyduğum Leon Osman 2002'yılından beri David Moyes'dan başka hiç bir hocayla çalışmadı.Ancak 2003'ten beri Trabzon A takımının oyuncusu olan kaleci Tolga Zengin ise bu süre zarfında içlerinde Vahid Halihodziç,Hugo Broos,Ersun Yanal,Şenol Güneş,Lazaroni gibi isimlerinde olduğu 9 teknik adamla çalışma şerefine erişti.Buna rağmen 6 yıllık süreç içerisinde hiç bir zaman tam olarak bir numaralı kaleci olamadı.Leon Osman ise son 5 senedir takımının değişilmezlerinden biri...

Everton son 7 senedir aynı hocaya emanet.Bu süre içinde hiç tarihe geçecek başarıları yok.Geçen sene FA CUP'da finallere kalmalarından başka.Trabzon ise son 7 senede iki kez Türkiye Kupası'nı kazanmış.İlginçtir,iki Türkiye Kupası'nın arkasında da 6 aydan uzun birliktelikler var.Samet Aybaba bir sezon aralıksız görev yaparken Ziya Doğan'da 8 ay gibi ciddi bir başarıya imza atmıştı(ilk Trabzon macerasında).Ancak Moyes 7 yıllık görevi boyunca takımına deyim yerindeyse sınıf atlattı ve bu 7 yılda 3 kez UEFA'ya bir kez de ilk dörde girerek Şampiyonlar Ligi'ne katılmaya hak kazandı.İlginç bir not daha:Everton'un 17. bitirdiği 2003-2004 sezonundan sonra Moyes görevine devam etti ve ertesi sezon Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Liverpool'u geride bırakarak İngiltere Premier Ligi'ni 4. bitirdi.Trabzon ise geçen sezonun son haftalarında 3. sıradayken hocası Ersun Yanal'ı hedeflerini onunla gerçekleştiremeyecekleri için görevinden aldı ve bu sezon 13. hafta itibariyle liderin tam 13 puan gerisinde ve düşme hattıyla arasında sadece 8 puan fark var.Bu tablonun sene sonu değişeceği ihtimali de gerçekten zayıf görünüyor.

Liverpool ve Trabzon şehirlerinin ve İngiltere-Türkiye arası gelişmişlik düzeylerinin farklılığı,her iki şehrin profesyonel futbola başlaması arasında geçen neredeyse 100 senelik bir zaman dilimi,tüm Britanya Adası'nın,İrlanda adası'nın ve Afrika ülkelerinin,ülke içindeki göçmenlerin en büyük piyasasının İngiltere Ligi olması gibi daha arttırabileceğimiz bir sürü avantajdan ötürü İngiliz Futbolu'nun ya da İngiliz kulüplerinin Türkiye'de oynanan oyunla karşılaştırılamayacak düzeyde bir futbol oynadıklarını düşünüyorum.Fakat olası bir "ceteris paribus" durumunda da 7 senedir aynı hocayla devam eden Everton'ın geleceğinin,7 senede 9 hoca değiştiren Trabzon'unkinden daha parlak olacağını düşünmüyorum,böyle olacağına eminim.


Devamı - Liverpool(Everton) - Trabzon Hattı

Kimseye Yaranamayan Adam Geri Döndü


Trabzon'da beklenen adam en sonunda geldi ve 3.5 yıllık sözleşmeye imzayı attı. Trabzonspor'daki ilk Şenol Güneş devri açıkçası trajik geçmişti. Şampiyon olamayan kadroları arasında herhalde en iyi kadro Şenol Güneş'e verilen kadroydu. Mücadelesi trajik bitmiş, Trabzon 33. haftada şampiyonluğu kaybetmişti. O dönemler yönetim ve taraftarla da arası iyi değildi Şenol Hoca'nın; spor sayfalarında her hafta "Şenol Güneş istifasını verdi, yönetim onu ikna etmeye çalışıyor" tadında başlıklar görürdüm. Bana o yüzden hep çok alıngan biri gibi gelmiştir Şenol Hoca.

Şenol Güneş'i kitlesel bir fenomene dönüştüren olay ise takdir edeceğiniz gibi 2002 Dünya Kupası macerası idi. Türkiye 1950lerdeki döneminden sonra yetiştirdiği en iyi futbolcu kuşağı ile Güney Kore'ye gitti. Burada çok tartışmalı bir başarı kazandı Türkler; hiç Avrupalı bir rakiple karşılaşmadan yarı-finale kadar çıkmışlardı, fakat sonradan şampiyon olacak Brezilya ile iki kere karşılaşmış, ev sahibi Japonya'yı ve turnuvanın flaş takımlarından Senegal'i elemişlerdi. 3. maçında da diğer ev sahibi Güney Kore'yi mağlup etmişlerdi. Bu başarı, bir teknik direktörün Türk Milli Takımı'nda kazandığı en önemli başarı olarak, hala geçilebilmiş durumda değildir. Bütün bu olumlu tabloya rağmen, özellikle basın Şenol Güneş'i yerin dibine soktu, kökenlerinden dolayı ırkçı yaklaşımlarda bulundular (Türkiye'de Kürtlerle dalga geçersen faşist, Karadenizlilerle özellikle de Lazlarla dalga geçersen sadece fıkra anlatıyor olursun). Sonuçta, gelen başarı da Şenol Güneş'i memnun etmedi ve görevinden ayrılıp, daha mutlu olacağına inandığı Uzakdoğu'ya kendini attı.

Trabzonspor'da ve Milli Takım'da çok iyi kadroları çalıştırmıştı. Şu anki Trabzonspor kadrosu ile Türkiye'de çalıştırmış olacağı en zayıf kadro olacak. Açıkçası bu kadro en iyi haliyle Bursa'nın ardından ligi 5. sırada bitirebilir, takımda yaratıcı oyuncu olarak hala Yattara'dan başka kimse ön plana çıkmıyor. Gineli oyuncunun ise ne kadar keyfi oynadığını artık bilmeyen kalmadı. Şenol Güneş'e taraftar ne der bilmiyorum, fakat daha önceki dönem gibi bir şampiyonluk yarışı beklerlerse yazık olur.
Devamı - Kimseye Yaranamayan Adam Geri Döndü

19.11.2009

IDM, Ambient ve Trabzonspor


İngiliz underground müzik camiasındaki en popüler Türk futbol takımı hangisidir? İşte yıllardır hiç merak edilmeyen sorunun cevabı...

IDM (Intelligent Dance Music) kategorisi altına sıkıştırılan, nam-ı diğer, beyin yakıcı & mersine mi gitsek tersine mi paranoyaları yaşatan elektronik dans müziğinin (dans müziğinin akıllısı-gerizekalısı olur mu ikilemini bir yana bırakırsak) ambient açılımlı bir örneği olan 'Trabzonspor', herhalde Aphex Twin ve Autechre'den sonraki en popüler IDM icraatçisi olan Squarepusher'ın (ayrıyeten izlediğim en yetenekli bas gitar virtüözlerindendir Tom) en 'yakın' takipçisi olan biraderi, Ceephax'ın yıllar önce kaydettiği bir parçası.

Son cümle, 200 promil kafayla doldurulmuş bir 'fill in the blanks' cümlesi gibi geliyor kulağa. Parçayı dinleyince isimle ilişkilendirilebilmesi açısından kulağa daha da abzürt gelebilir. Kazım Koyuncu değil, komşu Davut Güloğlu da değil, Volkan Konak hiç değil. Kemençe mi, kolbastı mı, horon mu? Uzaktan yakından alakası yok...

70-80'lerde komik isimli bir müzik tarzı vardı, 'Türkçe sözlü hafif batı müziği'. 90'ların sonundaki Kevin Campbell etkisi midir nedir, yıllardır uyuyan canavar konsepti döndürüp gavura Türk futbolu reklamı olarak satmışız sanki.

Laga lugayı bırakalım, siz uzanın şöyle Uzungöl kıyısına en iyisi, gün batımını izleyin Ceephax'ın 'Trabzonspor''u eşliğinde...
Devamı - IDM, Ambient ve Trabzonspor

16.11.2009

Trabzon gururla sunar: "1461 Trabzon" futbol takımı



Karadenizspor'un adı 1461 Trabzon olarak değiştirilmiş. Karadenizspor (eski adıyla), Trabzonspor pilot takımlarından biri.

Haberi yorumsuz olarak veriyorum:
Trabzonspor’un İkinci Ligdeki ara takımı Karadenizspor’un adı bir süredir yönetim ile Değirmenderespor’un eski Başkanı Serkan Kılıç arasında itilaf konusu olurken, bu olay yapılan anlaşmada olduğu gibi dün yapılan kongre ile değiştirildi. Bu yönde Karadenizspor dün yaptığı kongre ile adını Osmanlı’nın Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethettiği 1461 yılının Trabzon’un merkez takımında yaşatılması için ‘1461 Trabzon’ olarak değiştirildi. Böylece Kılıç’ın büyük hayali gerçekleşirken, bu yönde Bordo-Mavili yönetimde 1.5 yıl sonrada olsa anlaşmanın gereğini yerine getirmiş oldu. Bu sezon Karadenizspor ismi ile mücadele edecek. Yeni sezonda ise 1461 Trabzon’ yoluna devam edecek. Kulüp başkanı Hüyen Örs, Karadenizspor adı adlında bir çok takım var. Bu nedenle bizde Karadenizspor adını 1461 Trabzon olarak değiştirdik. Ancak bu ismi yeni sezonda kullanacağız. Bu sezon maçlarımızı Karadenizspor adı adlında oynayacağız” şeklinde konuştu.

Haber Günebakış websitesinden alınmıştır.

Devamı - Trabzon gururla sunar: "1461 Trabzon" futbol takımı

12.08.2009

Tolga mı Zengin, Trabzonspor mu?


Hiç işveren olmadım. İş kanunlarını da çok ayrıntılı bilmem. Yüksek sayıda çalışanı olan şirketlerde çalışmış biri olarak bildiğim, genel kontrat kriterleridir. Kurumsallaşmış şirketlerdeki standartlara göre (ve Türk iş kanunlarına bağlı olarak) işçiler, firmada çalıştığı sene sayısına göre yıllık ücretli izin hakkı alırlar, ve bu izin dönemleri dahil (ve birinci derece akraba kaybı gibi olağanüstü durumlardan ortaya çıkan izinler), çalıştıkları firma onlara hak ettiği maaşı 12 ay boyunca kesintisiz ödemeye devam eder. İnsanın (herhangi bir nedenden dolayı) çalışamayacak kadar hasta olduğu dönemlerde ise birkaç günlük doktor raporu alınır, ve yıllık izinden düşülmez, çalışanın maaşı tıkır tıkır ödenmeye devam eder. Hatta fiziksel güç kullanılması gerektiren işlerde çalışanı koruyan ekstra sigorta mekanizmaları vardır. Yani, iş kanunları bu gibi durumlarda, aslında işverenden çok çalışanın sağlığını korumakla yükümlüdür. Ancak uzun sürelik keyfi ayrılıklar gibi ekstra durumlarda ve işverenin de insiyatifine bağlı olarak ücretsiz izinler devreye girebilir.

Duymaya çok alıştık ‘endüstriyel futbol’, ‘futbolcu profesyonelliği’, ‘kulüplerin vefasızlığı’ gibi tamlamamları. Peki bir futbolcu, artık bu konseptlerin içinde kendine nasıl bir yer bulmalı? Saha içinde ayakta kalması gittikçe zorlaşan, acımasız bir şov endüstrisi haline dönüşen futbolda, futbolcunun kendini her zaman korumaya alması, bir nevi gününü ve geleceğini sigortalaması gerekir. Bu, çoğunlukla saha içinde fiziksel olarak, saha dışında ise önündeki yılları düşünerek zihinsel olarak güçlü durmasını sağlayacak taktikleri uygulamakla olur (birçok futbolcu bu yüzden bu tarz işleri menajerlerine havale ederek geleceğini şekillendirir).

Tolga Zengin 26 yaşında basmak üzere olan, 2002 yılından beri Trabzonspor’un kadrosunda bulunan ve hatırladığım kadarıyla 1-2 sezon dışında hiçbir zaman düzenli olarak forma giyemeyen bir kaleci. Türkiye gibi özellikle kalecilik pozisyonunda kendi içinden çıkan değerlere pek güvenilmeyen bir ülkede bir kalecinin 4 büyüklerde sürekli forma bulması maalesef pek olağan bir durum değil (Geleneksel olarak sadece Fenerbahçe’nin süreklilik sağlayabildiği bir durum). Konu özellikle Trabzon gibi daha heyecanlı ve sabırsız bir yönetim ve taraftar kitlesine sahip olan bir kulüp olunca, kariyerinin zirve noktasına geliyor olması gerekirken hala kendini henüz tam kanıtlayamamış, ve uzun süredir ilk 11’de yer almayan bir kalecinin gelecek yıllarda takımda barınabilmesi olasılığı daha da azalıyor. Bu yüzden onu gelecekte bekleyen, muhtemelen hedefleri ve mali potansiyeli Trabzonspor’a oranla daha düşük olan Anadolu kulüplerinden birinde ya da Bank Asya 1.Lig’inde oynamaktır. Bu da kazancının şu ankinin belki 3’te biri veya daha bile azına düşmesi demektir.

Paranın döndürdüğü, dünü olmayan, bir maç önce kralken bir sonraki maçta giyotine yollanabileceğiniz bir şov endüstrisinde, hele de geleceği oldukça bulanık olan bir kaleciyseniz çalıştığınız işyerinden haklarınızı talep etmeniz, ve mali durumunuzu koruma altına alacak şekilde kontratlarınızı düzenlemeniz sizin için hayırlı bir hareket olacaktır (ör/ Tobias Linderoth ve mütemadi rehabilitasyon döngüsü). Şekil 1A’daki duruma dönecek olursak; Trabzonspor, Tolga’ya ödeme yapmayacağı 2 aylık süre içinde kasasından çıkmayacak maaş sayesinde kurtulmaz. Ancak bir sakatlıktan ötürü kariyerini tehlikeye atmış bir oyuncunun geleceği çok da aydınlık olmayabilir.

Aslında Tolga’nın durumdaki kişisel seçimi ve kendi haklarını koruyup korumaması beni pek de alakadar etmez. Ancak, gazeteler tarafından Tolga’nın kulübünden 2 aylık maaşının kesilmesini istemesinin önce fedakarlık olarak gösterilmesi, hatta bazı yazılarda kahramanlık seviyesine kadar yükseltilmesi, daha sonra ise Fair-Play ödülüne aday gösterilmesi, tüm futbolcular için çalışan haklarının gayri-resmi olarak gözardı edilmesi ve her okuduğu haberin gazıyla beslenen sentimental kamuoyunun yanlış yönlendirilmesidir. Gelecekte olma potansiyeli çok yüksek olan benzer durumlara karşı kulüplere örnek yaratarak, kulüp önünde çok daha zayıf olan futbolcu (işçi) karşısında koz vermektir. Aslında bir bakıma, amiyane tabirle, enayiliğin teşvik edilmesidir.
Devamı - Tolga mı Zengin, Trabzonspor mu?

1.07.2009

Trabzonspor'u Hatırlar Mısınız?


Trabzonspor, kaptanı ile kesin olarak yolları ayırıyor. Gökdeniz-Fatih Tekke döneminden kalan son demirbaş da gitmiş olacak. Türkiye'de futbolculara vefasızlık kanıksadığımız bir durum, fakat Trabzonspor yıllardır yaptıkları ile, vefasızlığı başka bir boyuta taşımış durumda. İşin garip tarafı da, bu vefasızlıkları yapan klübün zamanında "özkaynak düzeni" dedikleri sistemle başarıyı yakalamış olması.

Eğer elinizde bir şekilde Türkiye'nin futbolcu üretim haritası olsaydı, haritanın Karadeniz Bölgesi'nde, 3 sıcak nokta görürsünüz. 1. nokta Samsun-Merzifon taraflarına denk gelir, golcüleri ve gole yakın oyuncuları ile tanınır. 2. nokta, Sakarya bölgesindedir ve biraz daha büyükçe bir noktadır. Fakat bu iki noktadan da büyük bir noktayı Trabzon ve çevresine koymamız gerekir. Trabzon şehri, amatör takımlarından, alt ligdeki ekiplerine, Sebatspor'dan Trabzonspor'una kadar onlarca farklı takıma evsahipliği yapmakta. Uzun dönemler, milli takımın da iskeletini bu bölgede yetişmiş ya da Trabzonspor'da isim yapmış oyuncular oluşturdu. Geçmişin şampiyon kadrosu bir yana, Hami, Lemi, Orhan, Ünal, Abdullah, Ogün ve sonrasında Gökdeniz ile Fatih milli takımın önemli oyuncuları oldular. Fakat gariptir, bu oyuncuların hemen hepsi, Lemi hariç, Trabzon'dan bir şekilde buruk ayrıldılar. Hatta Hami, Gökdeniz ve Fatih resmen yabancı liglere sürgüne gönderildiler. Ogün, vefat eden taraftarın cenazesinde linç edilmekten son anda kurtuldu. Yıllarca milli takımın banko oyuncusu olan Abdullah, ezeli düşman Fenerbahçe'ye gidince adeta Trabzonspor tarihinden silindi. 90ların, yıldız oyuncular yaratan takımı öyle bir hale geldi ki, ne takıma sembol bir oyuncu yetiştirir ne de transfer eder oldu. Beklentiler o kadar düştü ki, Sadri Şener'in geçen seneki transfer hamlesi bile camiada bir anda aşırı heyecan ve beklentiye sebep oldu. Fakat gariptir, alınan o kadar oyuncuya rağmen, koskoca takımda, tribünleri heyecanlandıran oyuncu hala problem çocuk Yattara. Evet, Trabzon eskiden de şampiyonluğa oynamazdı, uzun bir süre daha bu iddiası olacak gibi gözükmüyor fakat en azından takımda bir Hami vardı, spektaküler frikiklerini beklerdik, Ogün vardı, defans ile ortasaha arasındaki köprüyü kurardı, Fatih ve Gökdeniz'in ikili pas kombinasyonları ve Fatih'in müthiş bitiriciliği vardı. Trabzon, biraz savruk, fazla ateşli ama ne olursa olsun iyi futbol oynamaya çalışan bir takım olurdu. Şimdiki takımda heyecan var bunu inkar edemeyiz, ama oyunları pek bir yavan, pek bir beceriksiz. Umut ile Gökhan'ı toplasan bir Fatih Tekke kadar gol ancak atabiliyorlar. Mesela sadece golcülük de değil, takımda yıllardır oynayan, sahada ağırlığı olan, taraftarın kalbine giren bir oyuncu yok. Kötü anlamda algılanmasın ama, Beşiktaş bile İbrahim Üzülmez'den bir ağır kaptan yaratabildi. (Tabi sene başındaki kavga ile bu ağır abilik imajı da mahvoldu ama bu ayrı bir konu.) Hüseyin bu özelliklere tamamen sahip bir oyuncu değil, oyun tarzı da bana göre yaratıcılıktan ve heyecandan fazlasıyla yoksun, fakat takımın kaptanı olarak takımdaki kıdem ve ağırlığı temsil ediyordu, tipik bir Trabzonspor oyuncusuydu, eksiklerini çalışkanlığı ile kapatmaya çalışır, mücadelesi ile de takdir toplardı. Gitmesi ile beraber bence Trabzon kendi oyuncusunu yetiştirme prensibinden de vazgeçmiş oldu. Fatih Tekke, yıldız oyuncu olmanın bedelini ödedi, yüksek bonservise satıldı; Gökdeniz zaten şike olaylarından sonra mimlenmişti, İstanbul takımlarının devamlı tacizine yönetim dirayetli bir duruş sergileyemedi, onu da öyle postaladılar. Fakat Hüseyin Çimşir gibi bir görev adamının, üstelik de sözleşme yenilenmeden ayrılması hepsinden farklı bir boyutta değerlendirilmesi gereken bir mesele. Hatta Hüseyin oyunundan çok bu ayrılışı ile Trabzonspor tarihinde bir kırılma noktasına işaret ettiği için daha jübilesini yapmadan takımın tarihine geçti. Görünen o ki, gelecek yıllara Trabzon'un yavaş yavaş Bizanslaşmasını izleyeceğiz. Gittikçe birbirine benzeyen üç büyüklere, Karadeniz'den yeni bir kardeş gelecek gibi...

Trabzonspor'u yakından takip etmeyenlere giderayak soruyorum, resimde 95-96 kadrosu var. Oyunculardan kaç tanesini hatırlıyorsunuz? Bir de şimdiki kadroyu hatırlamaya çalışın, kaç tanesi hemen aklınıza geliyor, biraz zorlasanız ilk 11'i sayabilir misiniz?


Devamı - Trabzonspor'u Hatırlar Mısınız?

23.06.2009

Hugo Broos - Trabzonspor'a Ozel Yeni Bir Koku


Trabzonspor Hugo Broos ile anlasti. Trabzonspor icin adi gecen diger hocalarin yaninda oldukca mutevazi bir isim Hugo Broos. Meshur marka ile olan isim benzerligi spor sayfalarinda espri konusu olacaktir, fakat bu sacma ayrintinin disinda benim dikkatimi ceken sey Broos'un en son calistirdigi takim olan Panserraikos'un kume dusmus olmasi. Her ne kadar Broos Penserraikos'u ligin ortasinda calistirmaya baslasa da Yunan Ligi'nde kume dusmus bir takimin hocasini Trabzon'a getirmek Sener yonetimi icin tamamen bir fiyaskodur. Ersun Yanal'i gondererek kanimca cok buyuk bir hata yapan Sadri Sener, simdi de kariyerinin en iyi donemlerini coktan geride birakmis ve Belcika disinda (Yunanistan hezimetini saymiyorum) herhangi bir varligi olmayan bir hocayi Trabzon'un basina getirdi. Yunanistan'da kume dusen takimdan Turkiye ucuncusune gelmek Broos icin hos bir surpriz olmustur ve eminim yonetimin onbirinci tercihi olmasi pek umrunda degildir.



Butun bunlari soyledikten sonra adil olmak icin Broos'un tamamen bir 'hickimse' olmadigini belirtelim. Belcika'da bir cok kere yilin teknik direktoru secilmis. Anderlecht ve Club Brugge ile 3 Belcika Ligi Sampiyonlugu var. Fakat 2007'de Genk'den kovulduktan sonra hic bir Belcikali klubun onu takimin basina getirmek istememesi bir seyler anlatiyor. Broos tarz olarak defansif oynamayi seven bir hoca. Macerayi sevmiyor ve oynadigi takimlarda klasik 4-4-2 sistemini tercih etmis. Genc oyuncu yetistirme konusunda da herhangi bir basarisi yok, zaten Turkiye'yi tanimiyor olmasi ve dil sorunu yuzunden burada da genc oyuncu yetistirebilecegini dusunmek abes olur. Ersun Yanal gitti Hugo Broos geldi. Iyi mi oldu? Bence kesinlikle hayir. Hem hoca da hem de transfer de cok gec kaldi Trabzonspor. Hugo Broos'un gelmesiyle Trabzon'un iki senesinin daha heba olacagini dusunuyorum.

Devamı - Hugo Broos - Trabzonspor'a Ozel Yeni Bir Koku

12.06.2009

Rijkaard Tamam, Gullit Yolda...

Adrian Ilie'nin üzerine misilleme olarak kardeşinin getirildiği, sizde Mondragon varsa bizde Kolombiya'nın 1. kalecisi var, alın anasını satayım diye Cordoba'nın alındığı ülkede her takımdan her türlü cinsliği beklerim.

http://www.fotomac.com.tr/tra101.html

Fotomaç'tır, anlıyorum, gerçekten çok mizah bazında değeri var haberlerinin. Ancak, eğer doğruysa, sevgili Trabzonspor yönetimi, siz bu kadar komik olmayın bari.


Gullit'i getirmek, Rijkaard'a misilleme yapmak, amiyane bir tabirle sidik yarıştırmak demektir. Bunun üzerine merak ederim, 'Van Basten Sivas yolunda' falan gibi haberler ne zaman çıkacak diye. Artık kenarda top çevirirler top toplayıcı çocuklarla, Rijkaard uzun bir pas atar sağdan sağdan giden Gullit'in 3 numaralı koşu yoluna; Gullit, kulübeden tartan piste doğru depar atan Van Basten'in önüne yuvarlar topu, o da topu koltuk altına alıp bir 3'lü çektirir kale arkası tribünlere.

Teknik direktörlüğün, futbolculuk kariyeriyle direkt bağlantılı bir konu olmadığını anlayabilecek bir yönetici var mı? (bkz. Bülent Korkmaz faciası) Veyahut, acaba Trabzon yönetiminden kimse incelemiş midir, Gullit'in teknik direktörlük geçmişi nedir diye? Ben kulüp isimlerinden başka pek birşey göremiyorum da şöyle bir maziye bakınca.

Not: Fotoğrafta Gullit, sağ eliyle bize ne demek istiyor? Buna bakıp da bir Bilica-Capone haberi çıkarılmış mıdır?
Devamı - Rijkaard Tamam, Gullit Yolda...

5.06.2009

Trabzon'da İstifalar, Olağanüstü Kongre Kararı ve Yeniden Kriz

Trabzonspor da teknik direktör krizi başka bir boyuta geçti. Bugün yönetim ve altyapı teknik heyetinden birer istifa haberi geldi. Taraftarlar, Samet Aybaba transferini protesto etti. Yönetim, olağanüstü kongre kararı aldı. Taraftarlar bu sefer de Sadri Şener'in görevi bırakmaması için toplanma kararı aldı. Sezona, yeni takım kurmanın bilinciyle nispeten iddiasız giren Trabzonspor, şu an geldiği durumda Sadri Şener döneminde başlayan revizyon sürecinde kazanılan herşeyi kaybetmiş gibi görünüyor.

Açıkçası ben olan bitenden bir şeyler anlamadım. Anlayan varsa lütfen açıklasın.

Özel Not:
Trabzon yerel medyasına göre, olağanüstü kongre 5 Temmuz'da yapılacak. Ayrıca Başkan Sadri Şener, eğer ikna edilmezse, aday olmayı düşünmüyor.





Devamı - Trabzon'da İstifalar, Olağanüstü Kongre Kararı ve Yeniden Kriz

4.06.2009

Absurd Karadeniz Fikrasi


Sezon sonu Trabzonspor bir Teknik Direktorle anlasmis. Karsilikli aciklamalar yapilmis ve transfer kesinlesmis. Hatta Baskan bu teknik direktorle ileriye donuk projelerinden bile bahsetmis kendine uzatilan mikrofonlara. Fakat Trabzon'da kimse bu Teknik Direktoru beklemiyormus ve buyuk bir hayal kirikligina ugramislar. Hemen karsi ataga gecip protestolara baslamislar. Bunun uzerine tepkileri kaldiramayan Baskan, Teknik Direktoru aramis ve gorusmek istemis. Disarda bulusan Baskanla Teknik direktor Trabzon Genclik Parki'nda yururken yol kenarinda bir sandik gormusler. Sandigi goren Baskan Teknik Direktore durumu soyle izah etmis: "Senin sandigin gibi degil!".

Devamı - Absurd Karadeniz Fikrasi

27.04.2009

Ersun Yanal İstifa Etti


Sabah, Klinsmann kovuldu; şaşırmadık. Akşam ise Ersun Yanal istifa etti; şaşırdık. Açıkçası, sezon başı alınan kararlar, yapılan transferler, iyi futbol oynama iştahı hep doğru kararlardı. Yıllar sonra Trabzonspor transfer piyasasını sirküle ediyor, ligde de artık iddialı olacağını ufaktan belli ediyordu. Fakat olmadı işte, Ersun Yanal'ın artık tipikleşmiş, "iyi başlama-kötü bitirme" grafiği Sivas hezimeti ile trabzonda dibe çakıldı.

Korkarım, bazı şeyler Trabzon şehrinde hiç değişmeyecek. Sabırsızlık, yerel medya baskısı, hizipçilik ve camia olamama handikapı. Trabzonspor, Trabzon şehrinin, Cumhuriyet tarihinde yarattığı yegane marka idi. Ne zaman umut vadeden bir şeyler olsa, hep Trabzon'da işlerin iyiye gideceğini sandık, inandık, en kötüsü de inanmak istedik. Karadenizliler olarak Trabzon'u hep başa güreşen halde görmek istedik. Sanırım bir ömre vakıf olmayacak bir istekmiş bu. Sakın ha Sadri Başkan'ı ya da Ersun Hoca'yı suçlamayın Trabzonspor taraftarları, biz yıllardık aynı oyunu görmedik mi, farklı isimlerce icra edilmiş halleriyle?
Devamı - Ersun Yanal İstifa Etti